Feminist Politika ve Güncel Siyaset Üzerine Söyleşi: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu



Feminist Politika ve Güncel Siyaset Üzerine Söyleşi: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu - KCDP 1 scaled

2025 yılının sonuna yaklaşırken feminist politikada, bir çok farklı alanda yol arkadaşlığı yaptığımız örgütlerle ve kadınlarla söyleşiler yapmaya devam ediyoruz. Kadınlar için giderek daha da zorlaşan gerçek adalet, hayatta kalma ve insana yaraşır onurlu bir yaşam mücadelesi; kadın kurtuluş mücadelesine omuz veren, örgütlü mücadelede inat eden, sokaklardan geri çekilmeyen yapılarla kolektif bir adım daha atmamıza yardımcı oluyor. Bu yapılardan biri olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ile erkek egemen siyasi iktidarın kadın düşmanı ajandası, artan “şüpheli” kadın ölümleri ve kadın hareketinin, feminist örgütlerin görevleri üzerine Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Esin İzel Uysal ile söyleştik. İyi okumalar dileriz. 

Uzun süredir kadın cinayetleri verilerini düzenli olarak topluyorsunuz. Bugün neredeyse her kurum, basın ve araştırma sizin sağladığınız istatistikleri kullanıyor. Bunun arkasında nasıl bir emek, süreç ve ekip çalışması var? Bize biraz anlatır mısınız?

Feminist Politika ve Güncel Siyaset Üzerine Söyleşi: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu - KCDP 2

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu kurulduğu ilk günden bu yana veri raporluyoruz. Şu an her ay paylaştığımız raporlar, yılların birikiminin sonucu. Yayınladığımız veriler, büyük oranda, basında yer alan kadın cinayetleri haberleri. Bu nedenle de aslında yayınladığımız veriler “bilebildiğimiz kadarı”. Gerçeğin bu verilerden daha fazla olduğunu tahmin ediyoruz. Devlet, tüm imkanlarına rağmen öldürülen kadınların, yurttaşlarının verisini tutmuyor. Oysa ki bu veriler, sorunu çözmek için çözüm yolunu da gösteriyor. Biz de bu nedenle gerçekleri kamuoyu ile paylaşmaya çalışıyoruz. 

Basına yansıyan haberleri tarıyor ve değerlendiriyoruz. Kadının nerede öldürüldüğü, kim tarafından öldürüldüğü, nasıl öldürüldüğü gibi belirli kategorileri önemli buluyoruz. Bu sorulara verilen yanıt, iktidarın yürüttüğü politikalar ile de örtüşüyor. Son dönemlerde, özellikle aile politikalarının hızlanmasıyla birlikte, kadınlar en çok evlerinde ve evli oldukları erkekler tarafından öldürülüyorlar. 

Önemli bulduğumuz verilerden biri öldürülen kadınlar arasında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetten Korunma Kanunu kapsamında tedbir kararı olan veya bu tedbire başvuran kadınların sayısı. Bu veri, 6284 sayılı kanun uygulamasındaki sorunları ortaya koyuyor. Ne yazık ki, çok düşük oranda bu veriyi tespit edebiliyoruz. Örneğin, 2025 yılında Eylül ayına kadar 196 kadın cinayeti gerçekleşti. Tespit edebildiğimiz kadarıyla, 12 kadın daha önce tedbir başvurusunda bulunmuş ve buna rağmen öldürülmüş.

“Aile Yılı” olarak ilan edilen 2025 ilk altı ayında neredeyse aydınlatılmış kadın cinayeti kadar şüpheli kadın ölümü verisi yayınladınız. Bu tablo bize ne söylüyor?

İlk 8 ay içerisinde 196 kadın cinayeti gerçekleşti, 203 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Şüpheli kadın ölümlerinde, ilk etapta bir kadın cinayeti olduğunu söyleyemiyoruz. Kadın cinayeti, doğal ölüm ya da intihar olabilir. Ülkedeki kadın düşmanı politikalar, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadın cinayetlerinin ve şiddetin seyri; şüpheli kadın ölümlerinin de arkasında kadın cinayeti olma ihtimalini güçlendiriyor. Gerçeklerin açığa çıkarılması için etkin soruşturma yürütülmesi gerekiyor. Şule Çet’in ölümünde gerçekler böyle ortaya çıkmıştı.

Şüpheli kadın ölümlerini birkaç yıldır ayrıca raporluyoruz. Veri raporlarken farklı olgu olarak ortaya çıktığını gözlemledik. Şüpheli kadın ölümlerindeki bu artışın, kadın cinayetleri mücadelemizin sonucu ile bağlantılı olduğunu görmek gerekir. Bir yandan toplum, kadın cinayetinin ne olduğunu ve nasıl bu sorunun çözüleceğini öğreniyor. Diğer yandan ise, erkek egemenlik gerçeklerin üzerini kapatmanın yöntemlerini geliştiriyor. Şüpheli şekilde hayatını kaybeden kadınlara baktığımızda genellikle yüksekten düştüklerini ve intihar denilerek dosyaların kapandığını görüyoruz. 

Kadın cinayetlerinde olduğu gibi, şüpheli kadın ölümleri de büyük oranda evlerde gerçekleşiyor. İktidar, şiddeti güçlü aile ile ortadan kaldırabiliriz, diyor. Fakat o ailenin içinde kadınlar eşit yer bulamıyorlar kendilerine, eşitsizlik derinleşiyor. Şiddet artıyor, kadın cinayetleri artıyor. Şüpheli kadın ölümleri de bu politikaların sonucu olarak elbette artış gösteriyor.

Erkek egemen siyasi iktidarın kadın düşmanı politikaları hız kesmeden devam ediyor. Rejimin inşasından, uyguladığı patriyarkal kapitalist politikalara kadar nasıl bir ajandası olduğunu düşünüyorsunuz?

Aile Yılının ilanı ile birlikte, esnek çalışma yöntemleri ileri sürüldü. Ev ve iş yaşamının uyumlu hâle getirilmesi olarak anlatıldı bu yöntemler. Kadını kamusal alandan uzaklaştırmak isterken mevcut iktisadi koşullar dolayısıyla bu eskisi kadar kolay olamıyor. Asgari ücret açlık sınırının bile altında. Dolayısıyla kiranın ödenmesi için, çocuklarının bakım ve eğitim masraflarının karşılanabilmesi için kadınların da çalışması gerekiyor. Bu noktada da kadınlar için esnek çalışma devreye giriyor. Bu yöntemle, kadın hem üretim ilişkilerinin içerisinde kalacak hem de kadın olmaktan kaynaklanan toplumsal rollerden uzaklaşmayacak. Yine evin içerisindeki bakım yükü kadının omuzlarına bırakılacak. 

Yine bu yıl, Cumhurbaşkanı kadın ve erkek memurlara tanınacak doğum veya evlat edinme sonrası yarı zamanlı çalışmanın hayata geçirileceğini açıklamıştı. Kadın ve erkek personele tanınması eşitlikçi gibi görünse de gerçek böyle değil. Bu; ilk olarak yarı maaş, sınırlı sosyal haklar anlamına geliyor. İkinci olarak; bir düzenlemenin kadınlar ve erkekler için yapılması, kağıt üzerinde öyle yazması yeterli olmaz. Kadınları gerçekten güçlendirecek bir politika üretmezseniz bir imkan gibi görünen ama aslında tüm haklarınızın yarıya ineceği bu düzenleme, fiilen yalnızca kadınlar için geçerli olur. Kadınlar iş gücünden bile sayılmıyor. Çocuk bakımı, ev işleri kadınların üzerine bırakılmış durumda. Bunlar herkesin erişebileceği ve sürekliliği olan kamusal hizmetler olarak devlet tarafından sağlanmalıdır. Belediyelerin açtığı kreşler, kent lokantaları yerel yönetimler anlamında böyle örneklerdir. İktidar ise bunun tam karşısında tutum alıyor. Bu yönde politikalar geliştirmesi gerekirken belediyelerin hizmetlerini engellemeye çalışıyor. 

Türkiye’de feminist mücadele hem demokratik bir kitle hareketi olarak hem de patriyarkaya karşı verdiği kesintisiz mücadele açısından sizce şu an nasıl bir süreçten geçiyor? 

Önemli deneyimler biriktirdiğimizi düşünüyorum. Yıllar önce “kadın cinayeti” kavramı bilinmezken şu an çözüm yolunu topluma öğretmiş durumdayız. İstanbul Sözleşmesi’ni, 6284 sayılı Kanunu herkes biliyor. Şiddete uğrayan bir kadın gördüğünde “O saatte, orada ne işi varmış?” diyenler çok az artık. Bu kadın mücadelesinin bir kazanımıdır. Bu noktada da önümüze politik hedefler koymak, bunu örgütlü bir şekilde yapmak ve sürekliliğini sağlamanın kritik olduğunu düşünüyorum. Eşitliği kazanmak istiyorsak deneyimi kuşaktan kuşağa aktarmalıyız ki katlanarak büyüsün ve o deneyimle buluşan herkes bir katkı sunabilsin. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ne sadece bugün vardı ne de sadece bu coğrafyada var. Bu köklü sorunu çözmek için bizim de biriktirmemiz ve politikayı, çözümleri aktarmamız ve sürekli güncelle bağ kurmamız önemli.

AKP, iktidar koltuğunu bırakmak istemiyor. Bunun için de tüm haklarımıza dört bir koldan saldırıyor. Bu saldırılara karşı koymak için reflekslerimizin kuvvetli olması önemli. Ancak yalnızca savunma pozisyonunda kalmamalıyız. Nasıl bir ülkede, nasıl bir dünyada yaşamak istiyoruz? Bunun için neler yapılması gerektiğini düşünüyoruz? Bir perspektif ortaya koyma ihtiyacı var. Dolayısıyla, kadın hareketi içerisinde de fikrî tartışmaları derinleştirmeye ihtiyacımız var. 

Feminist Politika ve Güncel Siyaset Üzerine Söyleşi: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu - kcdp
Kaynak: Bianet

Feminist örgütlerin, kadın örgütlerinin önünde sizce ne gibi ödevler var? Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak planlarınız neler?

Kadına yönelik şiddetin artması ile birlikte özgürlüklere de saldırının olduğu bir dönemden geçiyoruz. Medeni Kanun açıkça hedefte. Kadınların kıyafeti, nasıl bir yaşam süreceği hedefte. İktidar tüm kurumları aracılığıyla bunu sürdürüyor. Diğer tarafta hukukun üstünlüğü, demokrasi, seçme seçilme hakkımız tanınmıyor. İktidar kaybettiğinin farkında, bu nedenle de topyekûn bir saldırı içerisinde. Kadınların kurtuluşunu bu ülkenin demokrasi sorunundan ayrı göremeyiz. Elbette kadınların yaşam hakkına, toplumsal cinsiyet eşitliğine sahip çıkmaya ve bunları kazanmak için politikalar geliştirmeye devam edeceğiz. Bunlarla birlikte önümüzdeki önemli görevlerden biri de demokrasiye sahip çıkmak. 

Kadınlar en çok kendi hayatlarına dair bir tercih yapmak istedikleri için öldürülüyorlar. Kadınların seçim hakkı tanınmıyor. Ülke genelinde de bir süredir kayyım politikaları ile karşı karşıyayız. Başka bir partinin iç işleyişine müdahale etme noktasına kadar geldi bu durum. Ne yazık ki demokrasi ve hukuk adına kötü bir tablo. 

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak önümüzdeki süreçte kadınların eşit ve özgür yaşaması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bununla birlikte demokrasiden taraf olarak ve haksızlığa uğrayan herkesin yanında olacağız. 


TR