İş arayan kadınlara müjde! Bizleri daha da yoksullaştıracak olan 2027-2029 Orta Vadeli Program açıklandı.
Açıklanan OVP, ‘enflasyonla mücadele’ söylemiyle kamufle edilse de arka planında tüm imkânlarını sermaye için seferber eden bir sermaye-iktidar ittifakı barındırıyor. Bu program; yandaş sermaye gruplarının krizini çözmek amacıyla kamusal kaynakları halkın elinden alan, ücretleri baskılayan ve asgari ücreti hedeflenen enflasyon oranına hapseden bir sistemin ürünüdür. Ücret güvencesini ortadan kaldırarak esnek çalışmayı dayatan OVP, kadınları daha da yoksullaştırarak sermayeye karşı savunmasız bırakıyor ve halka ağır bir vergi yükü bindirmeyi amaçlıyor.
Kadınlar bu yükten nasıl etkileniyor?
Kadın yoksulluğu her geçen gün artarken, boşanma ve nafaka hakkımıza saldırılar sürerken iktidar yeni orta vadeli programını açıkladı. Programda “Başta gençler ve kadınlar olmak üzere iş gücüne katılımda güçlük çeken kesimler istihdama kazandırılacaktır.” söylemi sıkça tekrar ediyor.
Bu söylemleri 2005’te ilk OVP yayınlandığından beri görüyor ve duyuyoruz. 2005 OVP’sinde kadın kelimesi tek bir paragrafta yer alıyor, “Kadınların ekonomik ve sosyal hayata etkin katılımları sağlanacak, başta eğitim olmak üzere dezavantajlı konumlarını giderici tedbirler alınacaktır. Özellikle kadınlara yönelik şiddetin önlenmesine dönük çabalar artırılacaktır.”
Gelin, iktidarın kadınlara yönelik şiddetin önlenmesine dair çabalarını birlikte görelim.
Dönemin Adalet Bakanlığı resmî verilerine göre 2005 yılında Türkiye’de 317 kadın, 2006 yılında 663 kadın, 2007 yılında 1011, 2008 yılında 806 kadın erkekler tarafından katledildi.1
Günümüz OVP’sine dönecek olursak programın içeriğinde kadına yönelik şiddete dair herhangi bir vurgu ve söylem yok. Kadın-erkek fırsat eşitliği, kadın istihdamı, kadınlara yönelik girişimcilik programları gibi kalıp cümleler çocuk, yaşlı ve engelli bakımı ile birleşiyor:
“Kadın istihdamının artırılması amacıyla ekonomik ve erişilebilir çocuk bakım hizmetleri artırılacak, bu hizmetlerin kapsamı yaşlı ve engelli bakım hizmetleri gibi diğer bakım alanlarını da içerecek şekilde genişletilecektir.”
“Kadınların iş gücüne katılımının artırılması ve ilk-ortaöğretimdeki çocukların güvenli ortamlarda bulunmalarınının sağlanması amacıyla okul sonrası kültür, sanat ve spor programları yaygınlaştırılacaktır.”
Yani bakım yükünün kimin üzerinde olduğu oldukça açık. OVP içerisinde kadınlara müjdelenen esnek, güvencesiz iş imkânları aslında tam da sağlamadıkları bu kamusal bakım hizmetleri sebebiyle müjde diye yutturulmaya çalışılıyor.
Kadınlar bir yandan çocuk/yaşlı/engelli bakarken bir yandan evin tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. İktidar, bu emekten daha fazla faydalanabilmek adına esnek ve güvencesiz çalışmayı kadınlara müjde olarak sunuyor, kadınların iş yaşamına katılabilmesi için vadettiği bakım hizmetlerini, eğitim programlarını uygulamamakta oldukça ısrarcı davranıyor.
OVP’nin erkek egemen niteliğini destekler bir biçimde nafaka hakkımıza saldırıyorlar. Kadınların ekonomik açıdan her şekilde güvencesiz kalmasını sağlayarak erkeklere bağımlı olmasının önü açılıyor. Bu şekilde şiddet döngüsüne hapsedilmesi de sağlanıyor. Yani aslında her Orta Vadeli Programlarına ya da politik muhtevalarına sıkıştırmaya çalıştıkları “kadına yönelik şiddetle mücadele” sözü slogandan öteye gitmiyor. Aksine AKP, kadınları bu döngüye bile isteye hapsediyor. Çünkü asıl amaç kadınların yaşamını kolaylaştırmak, istihdam etmek değil; kadınları hem aile içine hapsedip işçilerin yeniden üretiminin devamını sağlamak hem de esnek çalışma adı altında kadını ucuz emek gücü olarak kullanmak.
Patriyarkal kapitalist sistemin sürekli kâr, daha fazla kâr ilkesi; kadın emeğinin ikincilleştirilmesi, ucuzlatılması ve hatta kadınların yedek iş gücü deposu haline getirilmesiyle tarih boyunca iç içe olmuştur. Kapitalistler kâr oranlarının düşme eğilimi krizini işçi sınıfına, doğaya, halklara saldırılarını artırarak çözmeye çalışırken bir yandan da patriyarkadan aldığı destek ile kadınların emeğine, bedenine, cinselliğine dönük özel saldırıları artırıyor. Tüm dünyada aileci, kadın düşmanı politikaların eş zamanlı artması tesadüf değil. AKP OVP’sinin ekonomi politiğinde kadınlara düşe düşe sadece aile, çocuk, esnek ve güvencesiz işler düşmesi tam da buraya oturuyor. Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi ile aileyi süslemeye çalışsalar da özü şu aslında: “Gençler siz de evlenin! Erkenden bize işçi doğurun, verin de sömürü çarkı dönmeye devam etsin! Ve hatta ne kadar erken o kadar iyi! İşçi çocuk da yaparız onları, sonra ölene kadar çalışsınlar! Emeklilik mi? Onu kaldırdık biz!”
Ailenin devamlılığı için boşanma zorlaştırılıyor, arabulucular devreye sokuluyor, kadının ekonomik bağımlılığının devamı için nafaka hakkı gasp edilmeye çalışılıyor. Bu sebeple sürekli evlenmeye ve çocuk yapmaya teşvik kampanyaları öne sürülüyor, orta vadeli programda buna da yer veriliyor:
‘’Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi’nin kapsayıcılığının artırılması amacıyla dar gelirli grupların Proje’den yararlanmasını destekleyecek şekilde proje uygulama esaslarında iyileştirmeler yapılacaktır.’’
Sermayeye daha fazla zenginlik ve ucuz iş gücü sağlayan iktidar, halka yoksulluğu dayatıyor. Krizlerin faturası herkese farklı tesir ediyor. Kadınlar boşanamıyor, çocuklar MESEM adı altında ölüme sürükleniyor, emekliler geçinemiyor. 2025-2026 eğitim-öğretim yılında en az 95 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti2, 2026’nın ilk sekiz ayında en az 285 kadın boşanmak istedikleri erkekler tarafından katledildi3, geçtiğimiz günlerde Ankara’da emekli maaşlarına zam talebi ile yapılan eylemde emekli bir vatandaş herkesin gözü önünde intihar etti. Türkiye’de 15 yaş üzeri kadınların yaklaşık %64,8‘i ev işleri, bakım sorumlulukları gibi sebeplerle iş hayatına dahil olamıyor, çalışabilir durumda olan kadınların ise yalnızca 100 kadından 35’i iş hayatına dahil olabiliyor.4
İktidarın yıllardır açıkladığı orta vadeli programlar, hiçbir zaman halk için değildi. Tam tersine yükselen enflasyonun üstünü örtmeye çalıştı, halkın alım gücünü azalttı, şirketlere yolsuzluk ve rant kapısı açtı. Bu yolsuzluktan da en çok iktidarın kendisi faydalandı. OVP’de müjdelenen projeler, sosyal yardımlar her geçen sene programın hedefine yenik düştü, halkın her kesimine yoksulluk dayatıldı. Bunu verilerle5 açıkça görebiliriz; DİSK-AR’ın Asgari Ücret Araştırması 2026 raporuna göre 2025 yılında 22.105 TL olan net asgari ücret, yılın ilk on ayında enflasyon nedeniyle 6.322 TL satın alma gücü kaybına uğradı.6

Asgari ücret ile kişi başına düşen millî gelir arasındaki ilişki de özellikle son yıllarda değişti. 2002 yılında yıllık brüt asgari ücret kişi başına millî gelirin yüzde 51,7’sine karşılık gelirken bu oran 2022’de yüzde 39’a geriledi ve 2025 yılında yüzde 43,6 olarak hesaplandı. Dönem boyunca dalgalanmalar gösteren bu oranın özellikle 2021 sonrasında gerilemesi, asgari ücretin ülkede kişi başına üretilen ekonomik değer karşısında daha düşük bir düzeyde kaldığını ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle, ekonomik büyüme ücretlilerin gelirlerine aynı ölçüde yansımıyor. Bu nedenle yalnızca ekonominin ne kadar büyüdüğüne değil, üretilen zenginliğin nasıl bölüşüldüğüne de bakmak gerekiyor.

Ücretlerdeki bu aşınma yalnızca tüketim alışkanlıklarının değişmesi ya da bazı harcamalardan vazgeçilmesi anlamına gelmiyor. DİSK-AR’ın Temmuz 2026’da yayımladığı İşçi Sınıfının Geçim Krizi raporuna göre asgari ücret, Mayıs 2026 itibarıyla dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor.7 Bu da sağlıklı ve dengeli beslenme, barınma, ısınma, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçların karşılanmasını imkansızlaştırıyor.
Ancak ekonomik krizin yükü, toplumun bütün kesimlerinin omuzlarına eşit biçimde binmiyor. Kadınların istihdam olanaklarının, ücret düzeylerinin ve toplumsal olarak üstlendikleri bakım sorumluluklarının farklılaşması, ekonomik eşitsizliklerin kadınlar açısından daha da ağır sonuçlar doğurmasına neden oluyor. Ücretli çalışmaya katılabilen kadınlar dahi düşük ücretli işlerde daha yoğun biçimde yer alıyor.

DİSK-AR’ın raporundaki 2024 verilerine göre özel sektörde çalışanların yüzde 46,7’si asgari ücret ve altında ücret alırken kadınlarda bu oran yüzde 60,1’e ulaşıyor. Asgari ücretin yüzde 20 fazlası ve altında ücret alan kadınların oranı ise yüzde 75,6. Buna karşılık asgari ücretin iki katından fazla kazanan kadınların oranı yalnızca yüzde 7,3. Bu veriler, düşük ücretlerle çalışmanın kadınlar arasında çok daha yaygın olduğunu ve kadınların ücret dağılımının alt basamaklarında yoğunlaştığını gösteriyor.
Gelinen noktada yoksulluğun, ekonomik krizin görüntüsü bütün çıplaklığıyla gözümüzün önünde duruyor. Kral bu çıplaklığı reddediyor, meşruluk üretmek için tüm baskı mekanizmalarını devreye sokuyor. Bıçağı kemiğe dayıyor, yaşamlarımız için kemiğe dayanan bıçağı kökünden söküp atmak gerekiyor.
Bizlere düşen görev ise iktidar ile sermaye çevreleri arasındaki ilişkileri teşhir etmek, karşımızdaki organize suç örgütüne karşı yaşanabilir bir dünya için örgütlü sosyalist feminist bir dünyayı inşa etmek. “Nasıl?” sorusunun bir çok cevabı var fakat somut değişimler ancak somut adımlarla gerçekleşecektir. Örneğin, Kasım-Aralık aylarına damgasını vuracak asgari ücret tartışmaları tam da buraya denk düşüyor. 2027 OVP’nin %21 enflasyon hedefi ile birlikte asgari ücret pazarlığının başlangıç noktasını da bu şekilde belirleyeceklerini biliyoruz. Tıpkı geçtiğimiz yıllarda açıklanan OVP’lerde yaptıkları gibi… Asgari ücretin insanca, onurlu bir yaşam için olmazsa olmaz sınırını bizler çekmek zorundayız. Asgari ücretin feminist bir konu olduğunu bilerek, kadınları yoksullaştıran bu düzenin bilinçli bir şekilde OVP’lerin arasına sıkıştırıldığını her yerde anlatarak ve buna karşı yerellerde örgütlenerek sesimizi yükseltmeliyiz. Çünkü biliyoruz ki şiddetsiz, sömürüsüz, sokaklarda rahat yürüyebileceğimiz, yoksulluktan ölmediğimiz başka bir yaşam mümkün.
- Kadın cinayetlerinin en düşük seviyede olduğu yıl İstanbul Sözleşmesi imzalandığı yıl,yani 2011.(121 kadın katledildi.) ↩︎
- İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi). Çocuk İşçiliği ile Mücadeleye… 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılında En Az 95 Çocuk İşçi Hayatını Kaybetti. 22 Eylül 2026. İSİG Meclisi Web Sitesi. ↩︎
- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Ağustos 2026 Raporu. 2026. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Web Sitesi. ↩︎
- DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR). İşsizliğin Görünümü, Nisan 2026. Nisan 2026. DİSK-AR Web Sitesi. ↩︎
- T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. Yıllık Faaliyet Raporları. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Web Sitesi ↩︎
- DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR). Asgari Ücret Araştırması 2026. Aralık 2025, s. 67, 100–101, 119–120. DİSK-AR Web Sitesi. ↩︎
- DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR). İşçi Sınıfının Geçim Krizi: Asgari Ücret, Vergi, Emeklilik. Temmuz 2026. DİSK Web Sitesi. ↩︎






