Mor Bandomuzla, “Kadın Yaşam Özgürlük” demek için İzmir’de toplanan kadınların seslerini 8 Mart’ta yine yükselttik. 25 Kasım 2024’te Mor Dayanışma’nın kortejine enstrümanlarıyla katılan kadınlardan ilhamla bir bando kurduk; 8 Mart 2025’te o bandoyla ilk yürüyüşümüze katıldık. Bandomuzu bir yıl içinde hayaller kura kura büyüttük. Bu 8 Mart’ta yeni ritimlerimizle daha kalabalık, daha coşkulu bir şekilde yine alandaydık. Şimdi, neredeyse bir ayı geride bırakırken tadı damağımızda, tınısı kulağımızda kalan Feminist Gece Yürüyüşünü bir de bandonun gözünden anlatalım istedik.
8 Mart günü hava tüm kadınları dışarı davet edercesine güneşli, açık. 8 Mart heyecanı bu güzel havayla birleşince daha da bir artıyor. Evlerimizden erkenden çıkıyoruz. Hazırlık için buluştuğumuz yere yalnızca bandoda çalacaklar gelmiyor. Destekçilerimiz de var: Makyajı ben yaparım diyenler, çizimlerle, tığ işleriyle pankart hazırlayanlar, heyecanı büyütmek isteyenler… Gelenler yanlarında bir de küçük sürprizler getiriyor: elmalı turta, bazlama, Hatay usulü biberli ekmek. Her lokma bize şunu hatırlatıyor: Bugün çalacağımız ritimler gücünü müzik bilgimizden değil, birlikteliğimizden alıyor. Kadınlarla birlikte ses çıkardığımız sürece, kadınların sesine ses kattığımız sürece, her şey çok güzel olacak, biliyoruz.
Yanımızda makyaj malzemelerimiz, taçlarımız, enstrümanlarımız; herkesin hal ve hareketlerinde bir heyecan, gözlerinde “Acaba nasıl olacak?” endişesi, birbirimize sarılmalarımızda “Önemli olan bu, birlikte olmamız.” mesajı var. Bu heyecanı bir yerden tanıyoruz. Zira bir önceki yıl da trampetimizle, borumuzla yürümüştük. Ama şimdi daha kalabalığız. Çalacak daha çok ritim kalıbımız var. Uzun zamandır her hafta en az bir kez buluşmuşuz. Daha hazırlıklı hissediyoruz. Çalacağımız ritimlerin kitlede nasıl karşılık bulacağını merak ediyoruz.

Bir sandalyeyi güneş ışığını en iyi alan yere koyuyoruz. Makyaj yapılacak kişiyi oraya oturtuyoruz. Onun yüzü simlerle parlatılırken kalanlar diğer hazırlıklara bakıyor, ritimleri birbirine hatırlatıyor. Birimiz de yeni karşılaştığımız bir kadına buraya gelene kadar yaptıklarımızı anlatıyor: “Mor Dayanışma’nın çağrısı ile kadınların getirdiği kıyafet, takı, çanta gibi eşyaları toplayıp ikinci el pazarında sattık. O gün bir trampet alabilmek için yeterli parayı topladık. Ama birlikte pazara çıkmak pek keyifli olunca durmadık, bir kez daha stant açtık. O zaman da 8 Mart sürecinde kullanacağımız malzemelerin parasını toparladık.”
Bugün olduğumuz yerden bakıp “Ne güzel oldu!” dediğimiz; yürüyüşte kadınları hep birlikte hareket ettiren ritimlerimiz kadar, o ritimleri oraya taşıyan irademiz: pazarda satılsın diye ellerindekini paylaşan kadınlar, pazarda satış yapan kadınlar, oradan toplanan parayla birbirinden renkli taçlar yapan becerikli kadınlar, yaptıkları yemeklerle gözümüzü gönlümüzü doyuran kadınlar, hazırlıkta orada olan kadınlar, enstrüman bulan, alan, sonra da onlara ses veren kadınlar, bandonun ritimlerine eşlikleriyle güç veren kadınların emeği.
Bu, patriarkaya, baskıya, eşitsizliğe karşı ses çıkardığımız ne ilk ne de son yürüyüşümüz. Kız kardeşliğin verdiği güçle dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. Bando bizim bu yolda kendimize açtığımız pek coşkulu bir alan. Yeni hayallerimiz de muhabbetlerimizde şimdiden yeşermeye başladı: Seneye 9 değil, 90 kişi olalım. Trampetle değilse başka bir yolunu bulalım. Kostüm işine sonra bakarız 🙂 Biz tüm bu süreçten çok keyif aldık. Bunu daha fazla kız kardeşimizle büyütelim.










