📷 Mariam Arsaliaa
2026 yılının ikinci Mor Masa buluşmasında Fizyoterapist Aysu Sezin Tez’le “Perimenopozda Beden ve Hareket” üzerine konuşmak, deneyim paylaşmak ve bu süreçte bedenimize nasıl iyi davranabileceğimizi öğrenmek için bir araya geldik. Bu yazıyı, ses kaydından ve aldığımız notlardan süzerek kolektif olarak yazdık.
Perimenopoz nedir?
Perimenopoz kavramı hayatımızda oldukça yeni. Aslında birçok kadının doğal olarak deneyimlediği bu geçiş dönemi, adını yeni yeni koyabildiğimiz, kavramaya ve daha çok konuşmaya başladığımız bir süreç. Daha menopoz konusu bile toplumsal olarak tam açılmamış, hatta açılmadan kapanmışken, perimenopoz için beklentimiz çok yüksek değil. Nedir bu perimenopoz o zaman?
Menopoz, menstrüasyonun sona ermesi, yani artık regl olmamak demek. Östrojen hormonunun bitmesiyle birlikte gerçekleşiyor ve 12 ay üst üste adet/regl olunmadığında menopoza girmiş oluyoruz. Östrojen ani bir şekilde bitmiyor. Östrojen seviyesindeki dalgalanmalar, her kadın için farklı olmakla birlikte, 35 yaşın sonrasında başlıyor. Bu dalgalanmalara ve östrojenin bitmesine, adaptasyon sürecine perimenopoz diyoruz.
Perimenopoz, menopoza giden yolda yaşadığımız bir süreç. Bazı kadınlar, perimenopoz dönemindeki belirtileri hiç yaşamadan doğrudan menopoz sürecine girebiliyorlar. Ancak perimenopoz belirtilerini yaşamadan menopoz sürecine giren kadınların oranı, perimenopoz yaşayanlarla karşılaştırıldığında oldukça düşük. Sıcak basmaları, uyku problemleri, duygu dalgalanmaları, beyin sisi, libido kaybı, anksiyete ve depresyon gibi farklı çeşitlerde belirtileri olan perimenopoz dönemi, her kadında farklı zamanlarda ortaya çıkabiliyor.
Perimenopozda Yaşam Kalitesi
Perimenopozda yaşanan hormonal dalgalanmalar yalnızca bedeni değil, zihni ve duyguları da etkileyebiliyor. Özellikle östrojen düzeyindeki değişimler, bazı kadınlarda odaklanma güçlüğüne, unutkanlığa, duygusal dalgalanmalara, kaygı ve zihinsel bulanıklığa sebep olabiliyor. Bu yüzden perimenopozu yalnızca fiziksel belirtilerle değil, bilişsel ve duygusal boyutlarıyla da ele almak gerekiyor.1 Belirtiler çeşitlilik gösterdiği ve her kadında farklı şekillerde ortaya çıktığı için çoğunlukla perimenopoz sürecine değil de başka sağlık sorunlarına bağlanıyor. Kadınlar hormonlarındaki değişimlerin farkında bile olmadan başka tedavi arayışlarına girebiliyor.
Hormonal bir geçiş sürecinde olabileceğimiz bilgisi aslında yeni değil; yeni olan şey bu süreci adlandırma, görünür kılma ve ciddiye alma biçimimiz. Kadınların yıllardır yaşadığı bu belirtiler çoğu zaman ya “yaşın gereği” denilerek sıradanlaştırılıyor ya da bireysel bir sorunmuş gibi ele alınıyor. Yaşam kalitesini derinden etkileyebilen bu perimenopoz sürecinde hastalık teşhisi almıyoruz, ancak hormonal değişimlerin yarattığı etkiler nedeniyle yaşam kalitemiz derinden etkileniyor ve bu etkileri hafifletmek için bilgiye ve desteğe ihtiyaç duyuyoruz.
Sağlık alanına hâkim olan patriyarkal kapitalist yaklaşım, kadın bedenini adeta bir kuluçka makinesi olarak görüyor; kadınlığı da gençlik ve doğurganlıkla tanımlayarak, doğurganlığın sona ermesini kadınlığın da sonuymuş gibi ele alıyor. Ve kadını sadece bakım emeği sorumlusu olarak ilan ediyor. Kadınların yaşam döngüsündeki doğal geçişler ise küçümseniyor, ya psikolojik olarak yaftalanıyor ya da bireysel bir dayanıklılık meselesine indirgeniyor. Oysa burada eksik olan kadınların deneyimini tanıyan, ciddiye alan ve kolektif olarak konuşulabilir kılan bir sağlık bilgisidir.2 Bu nedenle perimenopoz uzun süre kadınların ortak deneyimi olmaktan çok, adı konmamış, yalnız yaşanan ve yeterince konuşulmayan bir süreç olarak kaldı.
Bu noktada, biz de kadınlar olarak bu sürecin etkilerini daha iyi anlayabilmek ve çözüm arayabilmek için bazı soruları sormaya başlıyoruz. Sağlık sistemimiz kadınların yaşam kalitesini artırmak için yeterince çaba sarf ediyor mu? Acaba perimenopoz belirtileri ile bir sağlık kuruluşuna başvursak bize yapılan tetkikler ve öneriler neler olurdu? Semptomları yatıştırmak ve perimenopoz sürecini daha sağlıklı geçirmek için doğru beslenme ve egzersiz önerileri alır mıydık? Bu sürecin sinir, kas ve iskelet sistemi, genitoüriner3 sağlık, cinsel yaşam ve uzun vadede kemik ve kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri açısından bilgilendirilir miydik? En sık görülen belirtilerden biri olan uykusuzluk hakkında broşürler bulabilir miydik ya da uyku hijyeni4 eğitimine katılabilir miydik?
Kadınların yaşam kalitesinin ne kadar geri planda kaldığını biliyoruz. Dünya Sağlık Örgütü kadın sağlığında araştırmaların ve klinik rehberlerin tarihsel olarak erkek bedenleri ve erkek deneyimleri üzerine kurulmasının tanı ve tedavide boşluklar yarattığını vurguluyor5; ABD Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi’nin 2025 tarihli raporu da kadın sağlığı araştırmalarının finansal desteklerinin hâlâ yetersiz olduğunu söylüyor.6 Çoğunlukla erkek bedeni üzerinden dizayn edilmiş sağlık uygulamaları kadınlar açısından yaşamsal sorunlar yaratabilirken, bu yaşamın bir de kaliteli olmasını beklemek ne kadar gerçekçi?
Beden ve Hareket
Perimenopozun bugün hâlâ görünür olmaması yalnızca sağlık bilgisinin gelişmesiyle değil, aynı zamanda kadın bedenine dair bilginin nasıl üretildiği, hangi deneyimlerin uzun süre görünmez bırakıldığı ve sağlık alanında çözümlerin neden çoğu zaman bireyselleştirilmiş ve ticarileştirilmiş biçimde sunulduğuyla da ilgili. Feminist eleştirel çalışmalar, kadın sağlığının patriyarkal ve piyasa merkezli yapılar içinde şekillendiğini; menopozun görünürlüğünün bile zaman zaman neoliberal politikalar ve biomedikalleşme7 ile sınırlandığını gösteriyor.8
İşte bu tabloda biz kadınlar bedenimizle ilgili bilgili olma hakkımızı kullanıyoruz. Her bilgi kırıntısını topluyor, onları bir araya getirip yolumuzu açıyoruz. Bize sunulmayan yaşam kalitesini birçok alanda olduğu gibi yine kendimiz yaratıyoruz. Çünkü patriyarkal, piyasa merkezli sağlık, emek ve bakım politikaları, kadınların yaşam döngüsündeki bu geçişi kamusal bir hak ve bütünlüklü bir sağlık meselesi olarak ele almak yerine, çoğu zaman görünmez bırakıyor, bireyselleştiriyor ve çözüm yükünü yine kadınların omuzlarına yüklüyor. Yaşam kalitesi de bir hak olarak değil, kişisel çabayla kurulması gereken bir şey haline geliyor.
Bu söyleşi ve paylaştığımız hikâyelerimizle birlikte bir kez daha feminist bilinç yükseltme çalışmalarının önemini görmüş olduk. Menopoz ve perimenopozu yalnızca duygusal ve toplumsal boyutlarıyla değil, bedensel etkileri ve gündelik yaşam pratikleriyle de ele almak gerekiyor. Hormonal desteklerle birlikte düzenli beslenme ve hareket de perimenopoz ve menopoz sürecinde önemli. Hormonal aktivite eksikliğinden sebeple leğen kemiğine yerleşmiş organlarda oluşan sarkma, kardiyovasküler problemler, kemik erimesi ve eklem ağrıları gibi belirtilerle başa çıkabilmek için egzersiz bir lüks değil, ihtiyaç. Vücut kas-kemik kütlesinin yüksek olması çok önemli. Kasları güçlendirmek için güç antrenmanları yapabiliriz, fakat egzersizin şiddetine dikkat etmeliyiz; zorlamadan, tükenmeden, düzenli ve sürdürülebilir bir egzersiz anlayışı geliştirmeliyiz. Beden güçlendirmenin yanı sıra, perimenopozun belki de yaşam kalitesini en çok etkileyen belirtilerinden olan kronik uykusuzluk, anksiyete ve bilişsel fonksiyonlarındaki dalgalanmalar için nefes egzersizlerini de günlük rutinimize ekleyebiliriz.
Kadınlar olarak her zaman olduğu gibi sistem tarafından yalnız ve görünmez bırakılmanın üstesinden yine dayanışma ile geleceğiz. Sağlık sistemi tarafından hormonal replasmanlarla geçiştirilen perimenopoz döneminde bedenimizi dinleyip ihtiyaçlarını anlayarak bu süreçteki yaşam kalitemiz için yapabileceklerimizi kolektif bir şekilde ele alıp feminist buluşma masalarımızın konusu yapmayı, bu masalardan birbirimize, belleğimize ve geleceğe bırakmayı hedefliyoruz.
- Miriam T. Weber, Pauline M. Maki ve Michael P. McDermott, “Cognition and Mood in Perimenopause: A Systematic Review and Meta-Analysis,” The Journal of Steroid Biochemistry and Molecular Biology 142 (2014): 90-98, doi:10.1016/j.jsbmb.2013.06.001 ↩︎
- Syed, Iffath Unissa. “Feminist Political Economy of Health: Current Perspectives and Future Directions.” Healthcare 9, no. 2 (2021): 233. ↩︎
- Genitoüriner: Üreme (genital) ve boşaltım (üriner) sistemlerini bir arada kapsayan, anatomik ve işlevsel yakınlıkları nedeniyle bütünleşik kabul edilen sistem; ürogenital. ↩︎
- Uyku hijyeni, kişinin uyku kalitesini artırmak amacıyla önerilen davranışlar ve çevresel etmenlerin tümüdür. ↩︎
- World Health Organization. Pathways to Impact: Advancing Gender Equality through Women’s Health. Geneva: WHO, 2026. ↩︎
- National Academies of Sciences, Engineering, and Medicine. A New Vision for Women’s Health Research: Transformative Change at the National Institutes of Health. Washington, DC: National Academies Press, 2025. ↩︎
- Biomedikalleşme kavramı, tıbbın sosyal yaşam üzerindeki etkisinin niteliksel değişimini açıklayan bir teoridir. Hastalıktan ziyade risk yönetimi, bireysel sağlık takibi ve sağlık hizmetlerinin ticarileşmiş bir teknolojik kompleks haline gelmesidir. ↩︎
- Orgad, Shani, ve Catherine Rottenberg. “Mediating Menopause: Feminism, Neoliberalism, and Biomedicalisation.” Feminist Theory 25, no. 3 (2024). ↩︎






