6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Sözümüzü tekrar hatırlatarak başlayalım: Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok!
Üç yıldır; kayıpları olan aileleri adliye koridorlarında bir parça adalete muhtaç eden, kayıplarını hâlâ bulamayan ve yaslarını dahi istedikleri gibi tutamayan halka insanca yaşamayı çok gören AKP-MHP iktidarı hesap verecek. On yıllardır belediyeden bakanlıklara rantın, liyakatsizliğin, ihmalin hesabını kamudaki hiç kimse vermesin diye çırpınan, depremde Hatay gibi farklı din, dil, mezhep, ırk ve kültüre sahip kadim kentlerin asimile edilmesi için çabalayan, zeytininden denizine doğayı tahrip eden bu iktidardan ve devlet aklı hesap verecek. Milyonlar hesap soruyor, mücadele ediyor, unutmuyor, affetmiyor.
Çünkü doğal afeti katliama çevirmenin zaman aşımı olmaz. Krizi fırsata çeviren patriyarkal kapitalist rantçıların iyi niyetli olması veya halkın yararını gözetmesi söz konusu olamaz. Üç yıl sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan Hatay’a gelecek diye yollara apar topar asfalt döken bir iktidar; depremzede halka güvenceli iş, insanca yaşam sunamaz. Halkın komşusuna ve mahallesine geri dönmesini istemiyorlar.
Bunları bizzat deprem bölgesinde gören, yaşayan ve depremden en çok etkilenen illerden biri olan Hatay’ın ilçelerinde, üç yıldır afet sonrası faaliyetimizle var olduk, olacağız. Fakat aslında 2014’te, bu kentte kuruluşumuzdan bu yana mahalle mahalle kadın dayanışmasını ören bizlerin, yani Mor Dayanışma’nın da tanıklığını dinleyin istiyoruz. Bu süreçte neler yaptığımıza dair raporlarımızı sitemizde paylaştık.1
Kulaklarımız neler duydu? Tekrar hatırlayalım! Cumhurbaşkanı Erdoğan 4 Şubat 2024’te Hatay halkına seslenerek açıkça “Oy yoksa hizmet yok.” dedi. Merkezî yönetimle yerel yönetim arasındaki iktidar savaşını depremzede halka keseceğini söyleyerek aynı yıl yapılacak seçimler için mesaj vermiş oldu.2
Resmî rakamlara göre, depremde ölen 53.000 vatandaş var ve bu konu da halk için tartışmalı olmaya devam ediyor. Kayıplarının kemiklerine ulaşmayı isteyen, çocuklarını bulamayan insanlar “Devlet nerede?” diye sormaya devam ediyor.
Devlet, depremzedeleri toplu konut yapma gerekçesiyle borçlandırmaya başladı. Fakat henüz binlerce insan ne taşınabildi ne de devlet tarafından ne kadar borca mahkûm edildiğini biliyor. Kapistalist devlet ve iktidar en temel haklarımızdan biri olan barınma hakkımızı açıkça ihlal ediyor. Binlerce insan konteyner kentlerde yaşamaya devam ediyor. Evlerinden, arazilerinden, tapularından olan halk; bu sefer de güvensiz, yine bir depremle yıkılıp başka bir sermayedarı zengin edecek evlere bir de borçlanarak mahkûm edilmek isteniyor.3
Gözlerimiz neler mi gördü? Yandaş medyanın göstermeyeceği şeyleri gördük ve görmeye de devam ediyoruz.
Maraş Ebrar Sitesi E Blok ceza davası, Hatay Bulut Apartmanı ceza davası, Hatay Rönesans Rezidans, Hatay Kırıkhan Yağmur Apartmanı ceza davası, Hatay İskenderun Eğitim Araştırma Hastanesi ceza davası, Gaziantep Furkan Apartmanı ceza davası, Adıyaman İsias Otel, Üzümkent Sitesi ve Akgül Apartmanı… Onlarca tutuksuz yargılama ve tahliye, hâlâ açılmayan yüzlerce dava, yüzlerce dokunulmayan kamu görevlisi ve binlerce gerçek adalet çığlığı.4
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un 1 Kasım 2025’te “Deprem Bölgesi Değerlendirme Toplantısı”nda aktardığına göre depremden etkilenen 11 ilde 2 bin 380 kişi hakkında ceza soruşturması açıldı.5 Bu davalarda 148’i tutuklu, 60’ı hükümlü olmak üzere toplam 208 kişi cezaevinde bulunuyor. Hâlen 837 soruşturma devam ediyor.
Depremin yol açtığı yıkım nedeniyle idare aleyhinde 116 bin 696 dava açıldı. 83 bin 321 davada karar verildi. Bu kararlardan 26 bin 493’ü istinafa taşındı. Bunların da 19 bin 592’si karara bağlandı. İdari yargıda 40 bin 270 derdest dosya bulunuyor.6
Yani gördüğümüz gibi sermayenin değil gerçek adaletin peşinde olan depremzede halk her yerde mücadele etmeye devam ediyor. Adana’da depremzede yakınları, hak savunucuları ve emsal teşkil eden Yerel Mahkeme’nin tutumu ısrarla umut oluyor. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, 96 kişinin hayatını kaybettiği Alpargün Apartmanı davasında, müteahhit Hasan Alpargün‘e “olası kast”tan verilen 62 kez müebbet ve 865 yıl hapis cezasını fazla bularak itiraz etti. Başsavcılık, “Depremin 250-300 yılda bir gerçekleşen afetsel nitelikte deprem olduğu, bilirkişi raporunda tespit edilen eksikliklerin, sanığın ‘bilinçli taksirle’ hareket ettiğini gösterdiğini” iddia etti. Yerel Mahkeme’nin, “muhtemel neticeyi bilip, olursa olsun diyerek hareket ettiği” kanaatine vardığı sanık Alpargün, 20 Nisan’da Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi’nde hâkim karşına çıkacak.7
Hatay’da peş peşe 5 günü bulan elektrik kesintileri devam ediyor. Adıyaman’da 32 binden fazla vatandaş hâlen konteynerlerde yaşıyor. 24 yere inşa edilen konteyner kentlerin 17’sinin bulunduğu tarım arazileri ekolojik kırıma uğradı ve asfalt, beton, mıcır ile kapatılma sonucunda artık tarım yapılamaz durumda.8 Eğitim-Sen “Deprem Bölgesindeki İllerde Eğitimin Durumu” raporuna göre deprem bölgesinde kamusal eğitim terk edildi ve güvensizlik, yetersiz beslenme, emek sömürüsü ve erken yaşta evlilikler arttı.9
6306 sayılı Rezerv Alan Yasası Hatay’ı şantiye alanına çevirmek, halkı mülksüzleştirmek ve doğayı sınırsız bir biçimde talan etmek için araç hâline getirildi. Bu yasa ile “rezerv alan” ilan edilen bölgelerde yurttaşlarla uzlaşmaya gidilmeden ya da hukuki süreçler beklenmeksizin tahliye, yıkım ve yeniden inşa kararları alındı. Afet bahanesiyle devreye sokulan bu uygulama, özellikle deprem bölgelerinde mülksüzleştirme ve yerinden etmenin önünü açtı. İktidar, bu yasa aracılığıyla afetin yarattığı boşluğu sermaye lehine bir fırsata çevirmeyi hedefledi. Kentin yeniden inşası, halkın ihtiyaçlarına göre değil; sosyal, kültürel ve politik olarak iktidar lehine yeniden dizayn edilmek üzere kurgulandı. Hatay’da yaşanan örnekler bu müdahalenin en somut ifadesiydi. Yoğunlukla Arap Alevi ve Arap Hristiyan halkların yaşadığı bu kentte, depremin ardından göç eden ve yaşanacak bir kent bulamayan binlerce kişi geri dönemedi. Kentin demografik yapısının iktidar eliyle sistemli bir şekilde dönüştürüldüğü, değiştiği şimdiden görülebilir.
Zeytin, limon, mandalina, portakal… Dili olsa en çok söz söyleyecek bu kadim ağaçlar katledilmeye devam ediyor. İkizdere’den, Kazdağları’na, Türkiye’nin her yerinde gördüğümüz sermayenin doğa talanı, deprem bölgesinde bir kere daha devlet eliyle teşvik ediliyor. Rezerv alan ve acele kamulaştırma “yasal kılıfı” altında patriyarkal kapitalist sermayenin haydutluğunu perçinleyen iktidar, aslında depremzedenin, işçi sınıfının ve yoksul halkın karşısında olduğunu kolluk kuvvetlerini yığarak gösteriyor. Bölgede özellikle tarım emekçisi kadınların işsiz, topraksız kalması söz konusu.10
Duyduğumuz, gördüğümüz, yaşadığımız bu olaylar bizi bir gün bile geri adım atmaya itmedi. Bizler sosyalist feministler olarak, erkek egemenliği-sermaye ortaklığının bizden çalmaya çalıştığı topraklara mücadelenin tohumlarını ekmeye devam ediyoruz. Yanı başımızda Suriye’de 6-8 Mart 2024 boyunca ve sonrasında gerçekleştirilen Alevi katliamının, kaçırılan, satılan Alevi kadınların, Rojava’da örgüsü kesilen kız kardeşimizin deprem bölgesinde yaşayan kadınlar için ayrıca nasıl bir öneme sahip olduğunun farkındayız. Türkiye’de AKP-MHP iktidarının erkek egemen, muhafazakâr, Sünni mezhebin sadece Hanefi yorumuna tabi kılmaya çalıştığı sermaye rejimi; sınır ötesine örnek olmaya çalışabilir. Ama hatırlatalım, biz kadınlar abilere, babalara, kocalara, erkek devletlere kafa tutalı çok oldu. İster devlet baba olsun ister cihadist komşu olsun. 6 Şubat depremlerinde nasıl ki Kızılay çadır satarken, AFAD günler, haftalar sonra bölgeye gelirken halkın, kadınların dayanışması ve örgütlü gücü ile ayakta kaldıysak kendi öz örgütlenme gücümüze güveneceğimizi de bir kere daha söylüyoruz. Maraş’tan Adıyaman’a Malatya’dan Hatay’a sorulacak hesabımız, kurulacak yeni bir yaşamımız var. Mor Dayanışma olarak depremzede kadınların, çocukların, halkın yanında olmaya, deprem suçlularının gereken cezaları alması için mücadele etmeye, kentlerin rantla değil komşuluklarımızla, kırk yıllık kahvenin hatırıyla kurulması için çaba göstermeye devam edeceğiz.
- Mor Dayanışma. 6 Şubat Maraş Depremi Faaliyet Raporu (7 aylık) ve 6 Şubat Maraş Depremi Faaliyet Raporu – 2. Mor Dayanışma Web Sitesi. ↩︎
- BBC Türkçe. Erdoğan’ın Hatay’daki konuşması neden tepki çekti, muhalefet ne dedi? 4 Şubat 2024 ↩︎
- Halk TV. Depremin yıktığı Hatay’da skandal görüntüler: TOKİ inşaatı dökülüyor. 2025. ↩︎
- Adalet Peşinde Aileleri. ↩︎
- T.C. Adalet Bakanlığı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunc Kahramanmaraş’ta Deprem Bölgesi Değerlendirme Toplantısı’nda Konuştu. Adalet Bakanlığı Resmî Web Sitesi. ↩︎
- DW Türkçe. 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri davalarında son durum ne? ↩︎
- T24. Alpargun Apartmanı davası: Yerel mahkeme müebbette ısrarcı, başsavcılık “300 yılda bir görülen afeti” diyerek indirim istedi. ↩︎
- Medyascope. “Geçici konutlar kalıcı tahribat yarattı: Adıyaman’da 24 konteyner kentin 17’si tarım arazileri üzerine kuruldu.” Medyascope, 5 Şubat 2026. ↩︎
- Bianet. Deprem bölgesinde kamusal eğitim politikaları terk edildi. ↩︎
- Hatay Mor Dayanışma (@hataymordayanisma). “Sermayenin kolluk kuvvetleriyle gelen kepçeler Kurtderesi halkının tapulu arazilerine girdi…” Instagram paylaşımı (video/gönderi), 2025. https://www.instagram.com/reel/DOIn7g2CANq/ ↩︎






