İktidar, 11. Yargı Paketini “Reform” Diyerek Sundu. Peki Öyle mi?



İktidar, 11. Yargı Paketini "Reform" Diyerek Sundu. Peki Öyle mi? - Md logo 1

Hayır! Kadınlar açısından güvence üretmiyor; erkek şiddetini, cezasızlığı, keyfiliği, hukuksuzluğu kalıcılaştırıyor.

Konuşulması gereken şey, metnin nasıl sunulduğu değil; nasıl işleyeceğidir. Bugün iktidar bazı başlıklarda geri adım atmak zorunda kaldı. Fakat baskıcı politikalar yargı sopası ile sürekli devrede.

İnfaz düzenlemesi ve deprem suçlarının kapsamı konusunda kadın hareketinin ve toplumsal muhalefetin ısrarlı baskısı sonuç verdi. Bu başlıklar paketin merkezine yerleştirilemedi.

Bu bir lütuf değil, mücadelenin kazanımıdır.

Kâğıt üzerinde “kadına yönelik suçlar” hariç tutulmuş gibi görünse de yargının kurduğu suç vasfı nedeniyle erkek failler infaz ve af düzenlemelerinden fiilen yararlanabilecek.

Bu bir boşluk değil, ataerkil sistem ve zihniyet tarafından bilinçli biçimde üretilen bir cezasızlık rejimidir.

Ama geri çekilen her başlık bu paketin kadınlar için güvenli olduğu anlamına gelmez. Çünkü kadınlara yönelik şiddet ve saldırıların büyük bölümü, yargı tarafından sistematik biçimde “kadına yönelik suç” olarak kabul edilmiyor.

Erkekler tarafından işlenen cinayetler ve saldırılar; “kasten yaralama”, “kasten öldürme” başlıklarıyla ele alınıyor.

Bu ne anlama geliyor?

Kadın olduğu için hedef alınan saldırılar, kadına yönelik erkek şiddetinin sistematik ve tarihsel bağlamından koparılıyor. Ataerkil sistem erkek adalete güç vermeye devam ediyor.

Yargı Paketi aynı zamanda ifade özgürlüğünü, sosyal medya kullanımını, gösteri ve protesto hakkını daha fazla denetim altına alan düzenlemeler içeriyor.

Kâğıt üzerinde “kamu güvenliği” ve “suçla mücadele” adı altında sunulan bu hükümler, uygulamada itiraz eden kadınları, eylemleri ve muhalif sesi hedef alıyor. Bu paket, tarafsız bir yargı varsayımı üzerine kuruludur. Oysa erkek egemen yargı pratiği değişmeden yapılan her infaz, ceza ve güvenlik düzenlemesi; erkek failler lehine, kadınlar aleyhine işlemektedir.

Bu düzenlemeler yalnızca kadınları değil, hak savunucu avukatları da doğrudan hedef almaktadır. Disiplin hükümlerinin sertleştirilmesi, tekerrür rejiminin ağırlaştırılması ve “mesleki davranış” kavramının geniş yoruma açık bırakılması; özellikle kadın hakları, insan hakları ve politik davalarda çalışan avukatlar açısından sürekli bir tehdit mekanizması yaratmaktadır.

Hak savunuculuğu yapan avukatlar, bir yandan erkek şiddetine karşı mücadele ederken diğer yandan baro disiplinleri, soruşturmalar ve meslekten men tehdidiyle sistematik baskı altına alınmaktadır. Bu, savunma hakkının ve kadınların adalete erişiminin doğrudan hedef alınmasıdır.

Erkek şiddetini görünmez kılan, cezasızlığı büyüten, itirazı bastıran, muhalefeti ve savunmayı cezalandıran bu yargı düzenini kabul etmiyoruz.

Kadınlar, feministler, feminist avukatlar, hak savunucuları ve mücadele eden herkes olarak şunu biliyoruz: Geri çekilen her madde, örgütlü direnişin sonucudur ve bu mücadeleyi büyüterek devam edeceğiz.


TR