Bugün 14 Nisan. Yeşim Akbaş’ın bir polis lojmanında katledilmesinin üstünden tam 3 yıl geçti. İlk andan itibaren tedavüle sokulan “intihar” senaryolarına karşı bizler, bu ölümün arkasındaki erkek devleti ve failleri koruyan cezasızlık zırhını çok iyi tanıyoruz. Yeşim’in ölümü bir kaza ya da kişisel bir trajedi değil; kadınları korumayan, failleri ise üniformaların ve yargı imtiyazlarının arkasına gizleyen politik bir sürecin sonucudur.
Fail Doğan Can Y. hakkında verilen beraat kararı, kadın cinayetlerini meşrulaştıran ve erkek yargı eliyle verilen bir ödüldür. Dosyadaki somut çelişkilere, karartılmaya çalışılan delillere ve Yeşim’in yaşama sıkı sıkıya bağlı olduğu gerçeğine rağmen davanın kapatılmak istenmesi, devletin kadın cinayetlerindeki sorumluluğunu gizleme çabasıdır. Şüpheli kadın ölümleri yoktur; etkin yürütülmeyen soruşturmalar, korunmayan kadınlar ve aklanan failler vardır.
Bizler Yeşim’in anısını hesap soran öfkemizle savunuyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni tek taraflı feshedenlerin, 6284 sayılı yasayı pazarlık konusu yapanların ve faillere beraat verenlerin suç ortaklığını her yerde teşhir edeceğiz. Yeşim Akbaş davası bizim için bitmemiştir. Yargıtay’daki bozma talebinin ve delil karartan tüm sorumluların peşindeyiz.
Bir kez daha haykırıyoruz: Yeşim için, katledilen tüm kadınlar için gerçek adaleti biz kuracağız. Faillerden, aklayıcılardan ve bu sömürü düzeninden hesap soracağız!






