‘Rojava’da Hedef Kadın Devrimi ve Kazanımları, Mücadele Büyütülmeli’



‘Rojava’da Hedef Kadın Devrimi ve Kazanımları, Mücadele Büyütülmeli’ - adana kadin tepk3

Kadına ve bedenine yönelik savaş suçlarıyla mücadelenin evrensel bir etik yükümlülük olduğunu belirten kadınlar, Rojava’yı savunmanın mücadeleyi büyütmekle mümkün olduğunu söyledi. 

Dünyanın her tarafında ayaklanan Kürtler ve dostları, Heyet Tahrir Şam (HTŞ), DAİŞ ve Türkiye güdümündeki paramiliter grupların saldırısı altındaki Rojava’ya kilitlenirken, tepkiler ve eylemler her geçen saat daha da büyüyor. Adana’daki kadın örgütleri ve siyasi parti temsilcileri de, saldırılara ve kadın bedeninin hedef alınmasına tepki gösterdi. 

İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi Kadın Hakları Komisyonu üyesi Belgin Işık, savaşlarda kadın bedenine yönelik şiddetin yalnızca Suriye ve Rojava ile sınırlı olmadığını belirterek, yeryüzünde yaşanan tüm savaşlarda kadınların en ağır bedeli ödediğini söyledi. Gazze’den Sudan’a, Ukrayna’dan Çad’a, Filistin’den Suriye’ye kadar birçok coğrafyada kadınların yerinden edilme ve bedenlerine yönelen sistematik şiddetle yaşamlarının perişan edildiğini dile getiren Belgin Işık, ateşkes ilan edilen bölgelerde dahi kadınların şiddetin her türüne maruz kaldığını söyledi. Savaşlarda cinsel şiddetin bir silaha dönüştüğüne dikkati çeken Belgin Işık, kadınlar ve kız çocukları için güvenli alan bırakılmadığını vurguladı.

‘KADIN BEDENİNE YÖNELİK ŞİDDET SAVAŞ SUÇU’

Kadına yönelik şiddetin münferit ya da bireysel vakalar olarak ele alınamayacağını kaydeden Belgin Işık, bunun militarizmin ve patriyarkal savaş kültürünün yapısal bir sonucu olduğunu dile getirdi. Kadın bedenine dönük şiddetin uluslararası hukukta açık biçimde savaş suçu olarak tanımlanması gerektiğinin altını çizen Belgin Işık, “Öldürülen kadının bedenine yönelik teşhir, alay, romantizasyon ya da cinsel çağrışımlar içeren müdahaleler, savaşın bir parçası haline gelir. Kadın bedeni üzerindeki şiddet içeren eylemler, uluslararası hukukta ‘savaş suçu’ olarak tanımlanmalıdır. Sonuç olarak savaşın yalnızca toprağa, sınırlara ya da stratejik hedeflere karşı değil, aynı zamanda kadının bedenine, hafızasına ve mahremine karşı da yürütüldüğü açıkça ortaya konmalıdır.  Militarizmin cinsiyetli doğasını teşhir etmek, kadına yönelik savaş suçlarını görünür kılmak ve cezasızlığı ortadan kaldırmak sadece kadın-feminist mücadelenin konusu değil, tüm insanlığı ilgilendiren evrensel bir etik yükümlülüktür” ifadelerini kullandı. 

‘ROJAVAYI SAVUNMAK MÜCADELEYİ BÜYÜTMEKLE MÜMKÜN’

Kaldıraç Hareketi’nden Emine Esmer, kadın bedeni üzerinden yürütülen teşhir politikalarının bilinçli ve örgütlü bir savaş taktiği olduğunu belirtti. Kadının ve bedeninin erkek egemen düzen için topluma gözdağı verme ve irade kırma aracı haline getirildiğini söyleyen Emine Esmer, Rojava’da inşa edilen kadın devriminin bu nedenle hedef alındığına dikkati çekti. Kadınlar öncülüğünde gelişen bu devrimci deneyimin kapitalist-emperyalist sistem için tehdit olarak görüldüğünü dile getiren Emine Esmer, şöyle devam etti: “Rojava’da kadınlar sadece hak talep etmedi, yönetimi paylaştı, üretimi kolektifleştirdi, savunmayı örgütledi, yaşamı erkek egemenlikten kopardı. Bu, reformlarla ehlileştirilemeyecek bir pratiktir. Kadınların öncü olduğu, örgütlü bir devrimci deneyimdir. İşte bu nedenle Saray Rejimi’nden emperyalist güçlere kadar herkes için ‘tasfiye edilmesi gereken’ bir tehdittir. Kadın özgürlük mücadelesi emperyalizm, sermaye düzeni,  gerici-cihatçı yapılar, erkek egemen devlet aklı için tehdittir. Çünkü kadınlar özgürleştiğinde itaat kültürü çöker, sömürü görünür olur, iktidar sorgulanır. Kadın mücadelesi, düzenin ‘doğal’ saydığı tüm ilişkileri altüst eder. Direnirsen yok edilirsin. Örgütlenirsen cezalandırılırsın. Başka bir yaşam kurmaya kalkarsan savaşla bastırılırsın. Ama aynı zamanda bu saldırılar, egemenlerin korkusunu da açığa çıkarır. Bu kadar şiddet, bu kadar teşhir kadın mücadelesinin gücünün itirafıdır. Çünkü ana akım medya, sermayenin ideolojik aygıtıdır. Kadınlara yönelik şiddeti ya ‘münferit’ diye sunar ya da magazinleştirir. Sistem hiçbir hakikatin görünür olmasına izin vermez. Kadınlara yönelen bu saldırılar, toplumsal muhalefetin tamamını susturmayı amaçlamaktadır. Kadınlar hedef alındığında; emekçiler, devrimciler, halklar teslim alınmak istenir. Kadın mücadelesiyle direnişin toplumsal zemini çökertilmek istenir. Kadın hareketi; anti-emperyalist, sınıf temelli, devrimci, örgütlü bir hatta ısrar etmelidir. Sınıf mücadelesinden kopuk bir kadın özgürleşmesi mümkün değildir. Rojava’yı savunmak; sokakta, işyerinde, mahallede erkek egemenliği ve sermayeye karşı mücadeleyi büyütmekle mümkündür.”

‘HEDEF KADIN DEVRİMİ’

Mor Dayanışma üyesi Zeliha Korkmaz, 2024 yılının Mart ayında Suriye’nin kıyı bölgelerinden başlayarak kadınlara yönelik saldırıların arttığını belirterek, sürecin Alevi kadınların katledilmesi ve kaçırılmasıyla başladığını, 6 Ocak’tan itibaren ise Kürt mahallelerine yönelik saldırılarla büyütüldüğünü söyledi. “Rojava Kadın Devrimi”nin kadın bedeni üzerinden hedef alınmasına değinen Zeliha Korkmaz, “IŞİD artığı bu cihatçı çetelerin hem Türkiye’de hem de Ortadoğu’da kadınların bedeni üzerinden yükseltilen savaşlarda el yükselttiklerini biliyoruz. Kadınların özgür olmadığı bir Suriye ortamı yaratmak istiyorlar. Bunun için de nihai hedef Rojava Kadın Devrimi’ni hedef tahtasına oturtmalarıdır. Türkiye’deki kadınlar olarak Rojava’da, Suriye’de, Filistin’de, İran’da hakları ve yaşamları için mücadele eden bütün kız kardeşlerimizle dayanışma halindeyiz” diye belirtti. 

‘BU ZİHNİYETLE MÜCADELE EDECEĞİZ’

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Adana İl Eşbaşkanı Helin Kaya da, Rojava’da Kürt halkı ve kadınlara dönük saldırıların tarihsel bir soykırımcı zihniyetin devamı olduğunu söyledi. Kadın bedeninin savaş ortamında teşhir edilmesinin bu zihniyetin bir tezahürü olduğunu vurgulayan Helin Kaya, “Rojava kadın kazanlarının olduğu bir coğrafyadır. Cihatçı çetelerin bu kazanımları ortadan kaldırmak istemesi tesadüfi değildir. Bizler bu zihniyetle mücadele edeceğiz. Rojava’da direnen kadınlar ve halklar, yalnız değildir” dedi.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı


TR