Politikaları Görmezden Gelince, Kadınlar da Görünmez Oluyor! - politikalari gormezden gelince kadinlar da gorunmez oluyo
Kadına ayrılan günlük 51 kuruşluk bütçe, artan cinayetler ve görünmez kılınan kadınlar… 25 Kasım’da kadın örgütleri tek bir gerçeği vurguladı: Şiddet münferit değil, sistematik; çözüm ise ancak birlikte mümkün

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında kadın örgütleri, aktivistler ve sivil toplum temsilcileri, Türkiye’de artan kadın cinayetleri, cezasızlık politikaları ve yetersiz kamu hizmetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kadınlara ayrılan günlük 51 kuruşluk bütçe, uzaklaştırma kararlarının uygulanmaması, engelli ve Roman kadınların görünmez kılınması gibi başlıklar, açıklamaların ortak vurgusu oldu. Yapılan çağrılarda, şiddetin münferit değil sistematik olduğu belirtilerek, devletin ve yerel yönetimlerin bütüncül politikalar üretmesi gerektiği ifade edildi.

Politikaları Görmezden Gelince, Kadınlar da Görünmez Oluyor! - kadina siddet 4

KADINA 51 KURUŞ

Kadına şiddetin yanlış politikalardan kaynaklandığını savunan Mor Dayanışma Temsilciler Meclisi üyesi Zeynep Eda Berfin Tozlu, “Öncelikle bu bir kadın düşmanı politika sorunu. Yani iktidarın kadın düşmanı politikaları yürüttüğü bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Cezasızlık politikaları da bu sorunun bir kısmını oluşturuyor. Ne gerekli önleyici tedbirler alınıyor ne de sonrasında cezalar düzgün uygulanıyor. Bir kadın, bir erkek tarafından şiddete maruz kaldığında uzaklaştırma kararı çıkartılıyor; ancak o uzaklaştırma kararı maalesef yalnızca bir kâğıttan ibaret hâle geliyor. Bunun takibi yapılmıyor. Kadınlar, uzaklaştırma kararı çıkarttıkları fail erkeklerle karşılaşıyor. Erkekler kadınların önünü kesiyor, öldürme tehditlerinde bulunuyor, yanlarına yaklaşabiliyor. Üç kez, dört kez uzaklaştırma kararı verilen failler, kadınları katledebiliyor maalesef. Bu nedenle alınan kararların düzgün bir şekilde uygulanması gerekiyor.

Politikaları Görmezden Gelince, Kadınlar da Görünmez Oluyor! - 1 izm 13 11 25 dilovasi yangin kadinlar tepki zeynep eda berfin tozlu

Kadınlara bütçe de ayrılmıyor. Bakın, 2026 bütçesi açıklandı: Bakanlığın kadının güçlendirilmesi için ayırdığı bütçe günlük 51 kuruş. Şaka gibi bir rakam. Vermeseler daha iyi. Geçen sene 38 kuruştu, bu sene 51 kuruş. Bu bütçeleri çok daha farklı yerlere harcıyorlar; militarizme, Diyanet’e, kendi ceplerine. Oysa örneğin elektronik kelepçe alınarak uzaklaştırma kararı verilen erkeklere takılabilir. Böylece erkek kadınların yanına yaklaştığında kadınlar bildirim alır ve koruma tedbiri devreye girebilir, kolluğa başvurabilir.
Bir diğer mesele, cezasızlık politikalarının failleri güçlendirmesi. Erkekler kadınlara şiddet uygulamaktan ya da kadınları katletmekten korkmuyor; bunda bir beis görmüyorlar çünkü başlarına gelebilecek şeyi biliyorlar. Birkaç yıl ceza alıp çıkıyorlar, aflarla serbest bırakılıyorlar. Dolayısıyla hem yargı yoluyla hem de söylem ve pratikle kadın düşmanı politikalar üretildiği sürece çok daha fazla şiddet ve katliam haberiyle karşı karşıya kalırız.

Biz ise bunun karşısına erkek egemen zihniyetine karşı mücadeleyi, örgütlü mücadeleyi, kadın kurtuluş mücadelesini koyuyoruz. Yarın da bu nedenle bizim için çok önemli. 1960’ta Mirabal Kardeşler bu mücadelenin en önde gelenlerindendi. O dönemin Dominik Cumhuriyeti rejimi, faşist rejim, onları katledip öldürürken bugün 2025 dünyasında, günümüz Türkiye’sinde çok fazla şey değişmiş değil. Biz de onlardan aldığımız mücadeleyi yürütmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

ENGELLİ KADINLARI GÖRÜN

Mirabal kardeşlerin üstlendiği sorumluluğun kadınlara ışık olduğunu vurgulayan İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Banu Ufacık, “Özellikle devletin ve yerel yönetimlerin katkı sunması, çalışması, kadını koruması ve önleyici cezaları uygulaması gerekiyor. Ancak bu çalışmalar bütüncül bir politika çerçevesinde yürütülemediği için, yalnızca bu yılın ilk 10 ayında 237 kadın öldürüldü ve 247 şüpheli kadın ölümü kayıtlara geçti. Buna dikkat çekmek istiyorum.

Politikaları Görmezden Gelince, Kadınlar da Görünmez Oluyor! - banu ufacik 2

Birleşmiş Milletler’in bu yılki teması “Noktayı Koy – Son Noktayı Koy – Turuncu Nokta”. Bu tema dijital şiddete dikkat çekiyor ve dijital şiddetin bugün ve gelecekte ne kadar büyük tehlikeler barındırdığına işaret ediyor.

Bu yıl basın açıklamamızı, Kadın Meclisimiz ve Engelli Meclisimiz ile birlikte yapacağız. Çünkü engelli kadınların görünürlüğünü artırmak istiyoruz. Engelli kadınların maruz kaldığı şiddet çoğu zaman görünür değil. Kolluk kuvvetlerine bizim kadar rahat ulaşamıyorlar; hem bedensel hem psikolojik engeller nedeniyle güvenlik önlemlerine erişimleri çok daha zor. Bu konuda çalışmalar yapılmasını, devletin koruyucu önlemler almasını, yerel yönetimlerin ve kamuda görevli tüm birimlerin sorumluluk üstlenmesini talep ediyoruz.
Ayrıca kadın danışma merkezi sayısı da yeterli değil. Mevcut merkezlerin bazıları kapatıldı. Yerel yönetimlerden bu konuda destek talep ediyoruz; çünkü kadınlar psikolojik ve hukuki desteğe erişmekte zorluk yaşıyor” diye konuştu.

EKONOMİK BAĞIMSIZLIK

Kadına şiddetin en etkili araçlardan birinin ekonomik açıdan güçlendirilmesi olduğunu dikkati çeken kadın sivil toplum kuruluşlarının önde gelen isimlerinden Huriye Serter, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en görünür ve en acı sonuçlarından biri olan kadına yönelik şiddetin önlenmesi için güçlü bir çağrı günüdür. Bugün bir kez daha hatırlatmak isterim ki, şiddetle mücadelede en etkili araçlardan biri kadının ekonomik açıdan güçlendirilmesidir. Ekonomik bağımsızlığa sahip olmayan kadınlar, hem fiziksel hem psikolojik hem de ekonomik şiddete karşı daha kırılgan hâle gelmektedir. Dolayısıyla kadının üretime katılımını artırmak, istihdamda fırsat eşitliğini sağlamak, kadın girişimciliğini desteklemek ve bakım yükünü adil bir şekilde paylaşan sosyal politikalar geliştirmek, sadece ekonomik bir tercih değil; aynı zamanda bir şiddetle mücadele stratejisidir. Kadınların eğitime erişimini güçlendirmek, teknoloji ve yenilik alanlarında kadınların varlığını artırmak, girişimcilik ama aynı zamanda finansa olan ulaşımlarını da artırmak yerelde kadın kooperatiflerini desteklemek gibi adımlar, hem bireysel hem toplumsal refahı doğrudan artıracaktır. Ekonomik güç, kadının yaşam tercihlerinde özgür olmasının, kendi geleceğine dair kararları güvenle alabilmesinin ve şiddet döngüsünden kurtulabilmesinin temel koşuludur. Bunların yanı sıra yasalarla desteklenen politikaların da bir an önce üretilmesi ve uygulanması gerekmektedir. Tam da burada İstanbul Sözleşmesi gibi çok yönlü ve kadınların güvencesi olan sözleşmelerin de yeniden gündeme alınması biz kadınların bu yönde çıkardığımız seslere kulak verilmesini de önemle hatırlatmak isterim. Bugün tüm kurumlara, devlet, özel sektör, üniversiteler, yerel yönetimler, STK’lar ve topluma çağrım şudur: Kadınların ekonomik hayata eşit ve etkin katılımını destekleyen politikalara yatırım yapalım. Çünkü kadın güçlenirse toplum güçlenir; kadın özgürleşirse şiddet azalır, geleceğimiz güvence altına alınır. Bu durum sadece kadınların problemi olmamalıdır. Barış içinde, daha eşit bir dünyada yaşamak istiyorsak Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak üzere birlikte yol almalıyız” dedi.

Politikaları Görmezden Gelince, Kadınlar da Görünmez Oluyor! - huriye serter 1

‘MÜNFERİT DEĞİL, SİSTEMATİK’

25 Kasım’ın bir anma değil harekete geçme günü olduğunu belirten Roman Kadın Hareketi Derneği (ROKA) Başkanı Ebru Ertaş, “25 Kasım: Sessizliği kırmak, umudu büyütmek içindir. Bu tarih, sadece anmak için değil, harekete geçmek, yüzleşmek ve değiştirmek için vardır. 25 Kasım, dünyanın dört bir yanında kadınların eşitlik, adalet ve yaşam hakkı için seslerini yükselttiği bir gündür. Kadınlar her gün sadece kadın oldukları için öldürülüyor, şiddet görüyor, yok sayılıyor. Ama her kadın aynı şiddeti yaşamıyor. Kadına yönelik şiddet sadece fiziksel değildir; aynı zamanda ekonomik, psikolojik ve toplumsal dışlanma ile de kendini gösterir. Biz Roman kadınlar, bu şiddetin çok katmanlı ve görünmez halini yıllardır yaşıyoruz. ROKA olarak, Roman kadınların maruz kaldığı çifte ayrımcılığa hem kadın oldukları hem de kimlikleri nedeniyle dikkati çekiyor; görünmeyeni görünür kılmaya çalışıyoruz. Mahallelerde, evlerde, iş yerlerinde, kamu hizmetlerine erişimde karşılaştığımız her türlü eşitsizlik, şiddetin sessiz bir parçasıdır. Kadına yönelik şiddet münferit değil, sistematiktir. Önlenebilir. Çözüm ise ancak birlikte mümkündür. Devlet kurumlarını, yerel yönetimleri ve tüm sivil toplumu, Roman kadınların yaşam mücadelesine ortak olmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Politikaları Görmezden Gelince, Kadınlar da Görünmez Oluyor! - ebru ertas

Kaynak: Ege Telgraf


TR