Bir Arayış Mücadelesi: Cumartesi Anneleri/İnsanları



Bir Arayış Mücadelesi: Cumartesi Anneleri/İnsanları - Emine Anne Yazisi Ana Gorsel

Emine Ocak’ın anısına sonsuz saygı ve özlemle…

Toplumsal mücadelede sadece yaşadığımız ülkeyle sınırlı olmayan tüm dünyada bir etki yaratan bir pratiğe imza attı : Cumartesi Anneleri ya da -zamanla dönüşen ismiyle- Cumartesi İnsanları. Bu mücadele 30 yıldır Galatasaray Meydanı’nı Cumartesi Meydanı’na çeviren uzun soluklu ve sebatkâr bir duruşla bugüne geldi.

Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbesinden bugüne toplam 1.352 kişinin gözaltında kaybedildiği tahmin ediliyor. Zorla kaybetmelerin en çok gerçekleştiği dönem, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın ortaya çıkışına da tanıklık eden 1993-95 yılları arası.

Eylemler Nasıl başladı?

90’lı yılların politik atmosferini, OHAL’in gölgesinde devlet eliyle yapılan çok farklı ve sert saldırılar belirledi. Katliamlar, kaybetmeler, gözaltında cinsel şiddet ve tecavüz bunların en net yansımaları oldu. Aynı zamanda devletin gözaltında kaybetme saldırılarının en yoğun yaşandığı zamanlar. Bu atmosferle birlikte Cumartesi Annelerine/İnsanlarına giden yol 90’larda döşendi.

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde, Aleviler’in çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye yönelik “kimliği belirsiz” kişilerce gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu başlayan ve şehre yayılan bir direniş gerçekleşti. 15 Mart’a dek, üç gün içerisinde kent genelinde 22 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştı.

Tüm bu olayların içerisinde birkaç hafta sonra, 21 Mart’ta gözaltına alınan Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu. Sonradan öğrenildi ki Hasan’ın cansız bedeni gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz ormanında köylüler tarafından bulunmuştu.

Oğullarının cansız bedenini kimsesizler mezarlığında bulan Ocak Ailesi, çocukları zorla kaybedilen başka ailelerle İnsan Hakları Derneği’nde bir araya geldi. Her cumartesi Galatasaray Meydanı’na çıkmaya ve burada oturma eylemi yapmaya karar verdiler. İlk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı. 1

Bir Arayış Mücadelesi: Cumartesi Anneleri/İnsanları - cumartesianneleri 1995

O günden bu güne baktığımızda 17-31 Mayıs’ı İnsan Hakları Derneği (İHD) öncülüğünde Kayıplar Haftası olarak geçiren bir toplumsal mücadele gerçekliği ile birlikteyiz.

Bir Karşı Bellek Mücadelesi

“Ne hatırladığımız, nasıl hatırladığımız ve hatta neleri unuttuğumuz, yaşadığımız toplumun içindeki güç ilişkileriyle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle “resmî tarih“ dediğimiz şey de çoğu zaman egemenin, daha spesifik olarak da iktidarı elinde bulunduran sınıfların elinde yeniden oluşur.”2

30 yıldır süren bu adalet arayışıyla biliyoruz ki hatırlamak tarafsız değildir. Hafıza-i beşer nisyanla malûlse de bellek sürekli olarak biçimleniyor, şekilleniyor ve politik olarak güçlü bir araç hâline gelebiliyor.

Resmi tarih anlatılarından unutturulanları dillerimize kadar varan geniş bir yelpazede ele alırsak karşı bellek, kültürel değerlerin ve ideolojik tutumun önemli bir parçası. İşte bu yüzden hatırlamanın da hatırlatmanın da mücadele içerisinde oldukça önemli bir yeri var.

Cumartesi Anneleri/İnsanları işte bu hatırlama ve hatırlatma mücadelesinin en kalıcı ve süreklileşen örneklerinden. Haftalarca gözaltına alınan fakat her hafta aynı kararlılıkla yine o meydana çıkan insanların yarattığı bir hafıza var. Bu direniş bugün unutturulmak istenen bir gerçeği en çıplak haliyle haykırıyor.

Arayışa Altı Kelepçe

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın Galatasaray Meydanı’nda yaptığı oturma eylemlerinin tarihi, onlarca yasaklama kararları, gözaltılar, işkencelerle dolu. Eylemler ilk olarak eski Başbakan Mesut Yılmaz döneminde 15 Ağustos 1998’den itibaren polis tarafından engellendi. Kayıp yakınları meydana giden sokaklarda gözaltına alındı, şiddet gördü. Bu durumun sistematikleşmesiyle eylemlere ara verilse de kalpler hep Galatasaray Meydanı’ndan yana attı. Kayıp yakınları on yıl aradan sonra, 31 Ocak 2009’da aynı taleplerle Galatasaray Meydanı’na döndü. Kayıplarının akıbetini öğrenemeyen, failleri bulamayan kayıp yakınları, 2018’den sonra yine yasak ve engellemelerle karşı karşıya kaldı. 25 Ağustos 2018 tarihli 700. hafta buluşması İstanbul Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından engellendi. Meydana çıkan kayıp yakınları ve hak savunucuları darp edilerek gözaltına alındı. Eyleme katılan 46 kişiye “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla dava açıldı. AYM’nin 700. haftaya ilişkin iki ihlal kararına rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın Galatasaray Meydanı’nda buluşmasına izin verilmedi. Ve 700. haftadan sonra eylemler sürekli bir saldırı ile sonuçlandı.

Bu yasaklamalar gölgesinde kayıplar için verilen mücadele inançla sürdü. 968. haftanın ise hafızamızda önemli bir yeri var. 968. hafta açıklamasına müdahale eden polis, gözaltında kaybedilen babası Fehmi Tosun’un akıbetini soran Besna Tosun’un bileğine altı tane ters kelepçe takarak gözaltına aldı. Bu görüntü toplumsal mücadelenin ve kayıplar mücadelesinin en unutulmaz karelerinden biri olarak aklımızda.

Bir Arayış Mücadelesi: Cumartesi Anneleri/İnsanları - 6 kelepce

4 Kasım 2023’teki 971. hafta buluşmasında ise Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucuları yine polis ablukasına alındı ancak önceki haftalardan farklı olarak gözaltına alınmadılar. Galatasaray Meydanı’ndaki polisin kurduğu bariyerler, yasaklamanın ardından, 300 hafta sonra 1000. haftada kalktı. Cumartesi Anneleri/İnsanları kısıtlamalarla toplanmaya devam ediyor.

Kayıplar Mücadelesi ve Öğrettikleri

“Susmak kaybedenleri cesaretlendirir, susmayacağız !”3 diyen annelerin başlattığı direniş bugün toplumsal mücadelenin tüm bileşenleri tarafından sahiplenilirken bir yandan da kurbanlaştırmanın karşısında direnişin önemini işaret ediyor.

Emine Ocak’ın “Ben Hasan’ın annesiyim. Hasan’ın katilini istiyorum.” feryadı, Türkiye tarihindeki unutturulmalara, hafıza yıkımına karşı en uzun ve büyük direnişin sesi oldu.

Oturma eylemi için Galatasaray Meydanı’na ilk gelenlerden biri olan Maside Ocak geçtiğimiz sene verdiği bir röportajda “Bu meydan bizim mezarsız bırakılan on yıllardır aradığımız sevdiklerimiz için kendi ellerimizle oluşturduğumuz mezar yeri. 29 yıldır değişen 17 hükümetin bize vermediği mezarları biz burada kayıplarımız için kendi ellerimizle oluşturmuş olduk.” diyor.4

Cumartesi Anneleri/İnsanları kayıplar mücadelesine yüzlerin değiştiği, çocukların büyüdüğü, anne babaların hayatını kaybettiği yıllara rağmen “Kaybedenler kaybedecek!” kararlılığıyla devam ediyor. Bir yandan bu mücadele 10 yıldır süren Suruç İçin Adalet mücadelesine, Ankara Gar Katliamı mücadelesine, Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan’ın mücadelesine, Rojin Kabaiş’in ailesinin adalet mücadelesine güç oluyor, ilham veriyor.

Bir Arayış Mücadelesi: Cumartesi Anneleri/İnsanları - Emine Anne Eylem Gorseli

O meydana ilk çıkan annelerden Emine Ocak’ı 22 Temmuz’da kaybettik. Onu en çok gözaltına alınırken gösterdiği kararlılıkla, direnişiyle ve takmayı çok sevdiği güzel takılarıyla tanıdık, öyle de hatırlıyoruz. Emine Ana yıllardır oğlunun faillerinden hesap sormak için gittiği, sayısız defa gözaltına alındığı, işkence gördüğü ama direndiği Galatasaray Meydanı’nından ya da Cumartesi Meydanı’nından uğurlanırken belleğimize bir mücadele mirası bıraktı. Bununla birlikte kayıplar mücadelesini büyütme, bu sesi çoğaltma sorumluluğu da şimdi bizde. Hatırlamak, hatırlatmak, kayıplar mücadelesini sürdürme kararlılığı o meydandan gelip geçen, yaşamını yitiren onlarca kayıp yakınından, meydanda değişen yüzler, büyüyen çocuklardan bize bulaştı. Biliyoruz; kaybedenler kaybedecek!


TR