Ha-halar: Sözlü Bir Kültürü Yaşatıp Yorumlama Deneyimi



Ha-halar: Sözlü Bir Kültürü Yaşatıp Yorumlama Deneyimi - IMG 8586 2 scaled

Arapça mâniler; yani Ha-halar, Hatay/Samandağ’da sözlü anlatım biçimlerinden biri olmaya devam ediyor. 2010’ların başına kadar düğünlerde, kınalarda daha çok dinleyebildiğimiz bu biçim; şimdi hem bölgenin sosyo-kültürel yapısına dönük asimilasyon politikalarının sonucu olarak hem de modernleşmenin etkisiyle görünmez, duyulmaz olmaya başlamış durumda.  Halk kültürünün çeşitliliğine ve zenginliğine sahip çıkmak,  kapitalist sistemin komünal değerleri çözmesine karşı halk biliminin  ve bu folklorik aktarımların kadınlar açısından değerini öne çıkarmak için bizler de çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Kadınlardan kadınlara aktarılan bu sözlü anlatım biçiminin nasıl devam ettiğine ve nasıl devam etmesi gerektiğine dair kafa yoran Semiye Usta Arış ve İlknur Kazan, bize bu konudaki çalışmalarını aktardılar. İyi okumalar dileriz.

Merhaba Semiye ve İlknur. Söyleşimize biraz sizi tanıyarak ve Mor Dayanışma ile nasıl tanıştığınızı dinleyerek başlayalım. Yolunuz nasıl kesişti? Bu yolculuğu biraz anlatabilir misiniz?

Semiye: 6 Şubat depremlerinde Samandağ’da değildim. Ancak kalbim ve ruhum buradaydı. İstanbul’dan yeni gelmiştim. Depremin üzerinden beş ay geçmişti. Antakya ve Samandağ hâlâ enkaz altındaydı. Çaresizliği iliklerimize kadar hissediyorduk. Neler yapabilirim, ben de bir nebze nasıl faydalı olabilirim duygusu ve arayışındayken Samandağ’ın merkezinde bir parkta çadırlar gördüm. Bir çadırın önünde kadınlar çoğunluktaydı. Depremzedelerin yaralarını saran bir grup oldukları her hallerinden belliydi. Yanlarına gittim. Ne yaptıklarını sordum. Beni o kadar sıcak karşıladılar ki duygularıma hakim olamayarak ağladığımı hatırlıyorum. Mor Dayanışma Derneğinin faaliyet gösterdiği bir çadırdı. Deprem döneminde insanlar kendi kaderine terk edildiği için dernek kendi olanaklarını ve kent dışındaki bağlantılarını kullanarak kadınların ve çocukların temel ihtiyaçlarını tedarik etmeye çalıştıklarını öğrendim. Özellikle çocukların ve kadınların ihtiyaçlarının öncelenmesi, ped temin etmeleri, tuvalet ve üstlerini değişebilecekleri özel alanlar oluşturmaları beni çok etkilemişti. Uzun uzun sohbet ettiğim İstanbul Mor Dayanışma gönüllüsü Cemre beni seninle (İrem) tanıştırdı. Sen de çok yakında Samandağ dernek binasının açılacağını söyledin ve beni de büyük bir heyecanla dernek açılışına davet ettin. Açılıştan sonra derneğin hayatımda önemli bir yeri oldu. Benim kadın dayanışma isteğimi ve gücümü perçinleyen bir yer oldu. Mor Dayanışmanın bir parçası oldum. Birçok etkinliğinde yer aldım ve yer almayı sürdürüyorum. Daha çok kadına ulaşmak, dokunmak ve birlikte güçlenmek beni çok heyecanlandırıyor.

İlknur: Deprem gecesi ailecek evimize en yakın açık alana gittik, orası da yeni parktı. İlk zamanlarda yardım tırları geliyordu ve her gelen tıra temiz iç çamaşırı ve ped soruyordum fakat hiçbirinde yoktu. Annemin ailesinin yaşadığı köyde hiç yıkım olmadığı için onların su problemi yoktu. Tırlardan umudumuzu kesince parkta kalamadık ve dayımların yanına gittik. Orada kalırken annem telefonla arayıp “İlknur buraya bir grup geldi kadın çadırı açtılar ve kadınlar için temiz iç çamaşırı ve ped dağıtıyorlar.” dedi. Bunu duymak çok güvende hissettirmişti. İşte bu ekip Mor Dayanışmaydı. Biz köyde, ailemizden uzakta daha fazla kalamayıp Yeni Park’a geri döndük. Akşam kalacak yerimiz yoktu. Bizim olmadığımız süreçte Mor Dayanışma ihtiyacı olan kadınlar için birkaç tane kamp çadırı temin etmişti. Bu çadırlandan birini eşi yurtdışında olan, hamile ve iki çocuklu yengeme vermişti. Akşam yengemi görmeye gittiğimiz bir zamanda İrem ve bir arkadaşı yanımıza geldiniz ve yengeme bir ihtiyacı olup olmadığını sordunuz. Sonra bizimle tanıştın, senden bir çadır talep ettim ve hemen çadırı ayarladın. Bana ertesi gün “Dağıtımımız var, yardımcı olabilir misin?” diye sordun. Ben de “Olur.” dedim ve ertesi gün dağıtıma yardım ettim.Yıllar geçti, beraber çok yol aldık ve şu an Mor Dayanışma Temsilciler Meclisi üyesiyim ve o zamandan beri Samandağ’da aktif bir şekilde faaliyet yürütüyorum. Çadırdaki ilk günümüzden  bir fotoğrafımız var. Bir ara bana göndermiştin ve o günü belgelemiş olmamız beni her zaman çok duygulandırır.

Image Not Found

Ha-ha nedir, sözlü kültürün aktarımında Arap Alevi halkı için nasıl bin anlamı var? Kadınlar için ayrıca değerlendirir misin?

Semiye: Ha-ha, kına törenlerinde kadın ile erkeği ya da kadın ile erkeğin ailelerini övmek için söylenen bir mâni formudur. İlk üç dizesi “ha ha” ile başlayan bir dörtlükten oluşur. Uyaklıdır. Net bir mesajı vardır. Mesajda yoğun olarak gelin ve damadın refahı, güzelliği, ailelerin varlık durumu, toplumsal statüsü gibi konular yer alır.

      Mâninin, şiirin, halayın, şarkının, türkünün, masalın inancı olmaz. Hangi inançtan olursa olsun insanlar  dinsel alanın dışında ortak kültür ögelerini üretir ve tüketirler. Ha-ha geleneği, sadece Arap Alevi toplumuna özgü değildir. Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin’de de sürmektedir. Arap Aleviliği ile bir arada anılmasının nedeni ise Türkiye’de bu geleneği onların sürdürmesi. Ha-haların kolay söylenir olması, eğlenceli oluşu belki de yitirdiğimiz nice derin anlamı olan türleri anlamıyor olmamız da ha-halara sarılmamıza neden olabilir.

     Ha-haların kına törenlerinde söylenmesi ve kınayı kadınların yakması kadınları ha-haların merkezine konumlandırıyor. Toplumsal yaşam, ağırlıklı olarak ha-halarda yer alır. Ha haların çoğunun kadınlar tarafından üretildiği ve  dillendirildiği söylenebilir.  

Image Not Found

Fotoğraf: 2023 6 Şubat Depremleri sonrası Arapça ağıtlar, şarkılar buluşması-Samandağ Liman Köyü

İlknur: Ben de ha-haları çocukluğumda gittiğim düğünlerde ama ağırlıklı olarak kınalarda gelin ve damada kına yakılırken kadınların okuduğu bir mâni olarak hatırlıyorum. Tabii bu manileri herkes okumazdı. Daha çok; tecrübeli, yaratıcı ve hafızası kuvvetli orta yaş üstü kadınlardan duyardık. Ha-halarda gelin ve damat aileleri karşılıklı mesajlar içeren, bazıları övgü, bazıları tavsiye ve öğütten oluşan, ara ara konuklara da ithaf edilen biçimde söylenirdi. 

Bir buçuk yıl öncesini hatırlıyorum. Ha-haları söylemeye ve bazı deneyimlerimizden sonra “Kendimiz yazmaya başlayalım, bir şeyleri değiştirme zamanı” demiştik. Bu süreci sizlerden de dinlemek istiyorum. Kadın dayanışmasını güçlendirecek bir sözlü anlatım biçimi olarak ha-haları söylemeye ve değiştirmeye nasıl başladık?

Semiye: Derneğin 2024 yeni yıl yemeğinde birçok kadınla beraberken Arapça şarkılar söyleyip ha-halar okuduk. Kendi dilimizle sözlü geleneğimiz olan ha-haları okumak bize çok iyi gelmişti. Rabia ile karşılıklı ha halar okuduk. Diğer kadın arkadaşlarımız da bildikleri ha-haları bizimle paylaştı. Çok keyifliydi.

Sonraki etkinliklerimizde ha-ha okumaya devam ettik. Evvel Temmuz kapsamında mahalle etkinliğimizde yine birçok kadınla Arapça şarkılar ve ha-halar okuduk. Ancak okuduğumuz bazı ha-haların cinsiyetçi olabileceğine dair kuşkularımız oldu. Seninle bunun sohbetini yapıp kadınların gücünü yansıtan ha-halar yazmaya karar verdik. Ha-haların formunu bozmadan sosyal mesaj içeren metinler üretmeye başladık. Ürettiğimiz ha-halardan en çarpıcı olanını size aktarmak isterim.

Ha ha billeyl billeyl (Ha ha gece gece)

Ha ha letkhafö min elleyl (Ha ha geceden korkmayın)

Ha ha letkuvlö ye nisven niHna kaliylin (Ha ha ey kadınlar, sanmayınız azız/sayımız az)

Vallah eze ştime@na min hidd elcibel. (Vallahi/Yemin olsun ki; birleşirsek dağları yıkarız)

Son iki satır kadınlara az olmadıklarını, birleşirlerse dağları yıkabilecek güçleri olduğu mesajını veriyor. Ayrıca son satırdan “karanlıkları aydınlatırız” mesajı da çıkıyor. Bu dizelerle kadın dayanışması ve örgütlüğünün önemini vurgulamış olduk.

Ha haların toplumun geleneksel yapısını yansıttığı gerçeği yadsınamaz. Ancak yüklendikleri kadın-erkek rollerine karşın toplumun sosyolojik yapısını yansıttıkları da bir gerçek. 

    Söz gelimi,

Ha ha zek zek el@asfuvr

Ha ha fetteH elmentüvr

Ha ha kennitna kasıyra

Ye Rabbi tib@etla şveyyit tuvl (1)

‘Ha-ha’sı gelinin boyunun kısalığını imlerken Allah’tan boyunu uzatması dileniyor. Görünürde kadının boyunun kısalığını dillendirilirken aslında büyüme çağında bir çocuk gelin olgusunu içerdiğini de rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Yine,

Ha ha ye @erüvs me Hallik @el@irsi (Ha ha ey gelin evlenecek yaşta değilsin)

Ha ha ve lelcelvi ve le berkitil kirsi (Ha ha bulaşık yıkayacak ve sandalyeye oturacak erişkinlikte de değilsin)

Ha ha bis’elek ye Rebbi ye sekin el@arşi (Sana sorarım (senden dilerim) ey arşın sakini Rabbim)

Ha ha tkemmil fereHna biy eyit elkirsi (2) (Ayet’el Kürsi ile mutluluğumuz tamamına ersin.)

Kabaca çevirdiğim ‘ha-ha’da oyun yaşındaki bir çocuğun evlendirilmesi anlatılıyor. Ama erken yaşta evlendirilen kız çocuğu gerçeği ifade edilse de karşı çıkılmıyor. Sürecin tamamlanması Allah’tan dileniyor. 

Etkinliklerde okuduğumuz ha halarda kadını geleneksel rollerinin dışında gösteren metinlere öncelik verdik. 

Örneğin,

Ha ha el@erüvs karit ve Haslit

Ha ha ve stelmit elvaziyfi

Ha ha yıt@am le cemiy@ bnet elbeled

Hel tarıyk elzariyfi (3)

Ha ha gelin okudu ve meslek sahibi oldu

Ha ha mesleğini yapar oldu

Ha ha bütün ülkemiz kızlarına nasip olsun

Başarmanın bu zarif yolu

        Ha halar ile ilgili Mor Dayanışma Derneğimizde atölyeler planlıyoruz. Birçok kadını bu atölyemize dahil etmeyi ve ha halarla sesimizi daha da yükseltmeyi umuyoruz.

Image Not Found

Fotoğraf: 2024 Evvel Temmuz Festivali Ha-halar atölyesi- Samandağ Yeni Mahalle

İlknur: İlk olarak 2023 yılında depremden çok kısa bir süre sonra mart ayının sonuna doğru Liman Köyü’nde kadınlarla birlikte söyledik. Arapça şarkılar ve manilerle bir kadın buluşması koymamızın özel bir sebebi vardı. Depremden sonra yan yana gelememiş ve bu kadar büyük bir travmanın etkisinde olan bir halkı tekrar bir araya getirebilmenin çeşitli yollarını düşündük. Sözlü aktarımın bu biçimini kadınlarla yapmak ise önceliğimiz oldu. Çünkü sosyo-kültürel açıdan çok eski ve zengin bir tarihe sahip bu bölgenin kadınları farkında olmadan hafıza taşıyıcısı olarak çok emek ediyorlar. Liman Köyü de Asi (Orontes) nehrinin denizle buluştuğu yer olarak başka bir hafızaya sahip. Kadınların on yıllar önce balıkçılık, tarım işçiliği yaptığı bu köy artık daha az ve yaş ortalaması yüksek bir nüfusa sahip. Bu yüzden derdimiz hafızamızı tazeleme ve dayanışmamızı büyütüp güçlenme olsa da oradan az da olsa mutlu ayrılmayı da önemsedik. Öyle de oldu. Kadınlar atölye sırasında çoğu şarkı, mâniyi unuttuklarını ve bundan üzüntü duyduklarını ifade etmişlerdi ama yavaş yavaş birbirimize hatırlattık ve birlikte Arapça şarkılar, özlü sözler ve ha halar söyledik. Hepimize çok iyi geldi. Daha sonra 2023 yeni yıl dayanışma gecemizde Semiye ve Rabia’nın karşılıklı ha ha atışması olmuştu ve bilen kadınlar da eşlik etmişti. 2024 yılı geleneksel Evvel Temmuz Festivali’nde ise bunu neden mahallelerde yapmıyoruz diye düşündük ve ilk olarak Kurtderesi Mahallesi’nde, sonra Yeni Mahalle’de ve Defne ilçesinde gerçekleştirdik. Fakat bu süreçte hem dernek hem de mahallelerde kadınlarla yaptığımız sohbetlerde ya da çeviriler sonrasında şunu söylerken bulduk kendimizi: “Her ne kadar geline, başka bir kadına böyle söylese de biz bundan ibaret değiliz!” Neyden mi ibaret değiliz? Semiye’nin de bahsettiği gibi her ne kadar ataerkil sistemin kodlarını taşıyan sosyo-kültürel öğeler de içerse ha halar eleştirilemez ya da değiştirilemez değil. Bu tartışmalar sonrasında 2025 Ocak ayında Semiye bir etkinlikte kadın dayanışmasını vurgulayan bir ha ha yazdığını söylediğinde hepimiz çok heyecanlanmıştık. Bu ha hayı daha sonra Suriye’de katledilen kadınlar için Türkiye’nin birçok yerinden gelen kadınlarla yaptığımız yürüyüşte söyledik. Evet, henüz belki tam anlamıyla sürekliliği sağladığımız bir üretim sürecini oturtamadık. Ama hem dile ve kültüre dönük asimilasyona hem de ataerkiyi yeniden üreten söylemlere karşı mücadelemiz devam ediyor. 

Image Not Found

Fotoğraf: 2024 Evvel Temmuz Festivali Ha-halar atölyesi- Samandağ Kurtderesi Mahallesi

  1. ElkiHil B@aynek, Arış Yuşa s.211
  2. Dümüv@i Tavvafo El@asi, Arış Yuşa, s.526
  3. Dümüv@i Tavvafo El@asi, Arış Yuşa, s.530

TR