Yalnız Değiliz, Yan Yanayız, Örgütleniyoruz!



Yalnız Değiliz, Yan Yanayız, Örgütleniyoruz! - kapak son scaled

Hayatlarımıza, haklarımıza saldıran; bizi yoksul, güvencesiz bir yaşama mahkum etmek isteyen erkek egemen kapitalist düzen karşısında tüm kadınları, kız kardeşlerimizi örgütlü mücadeleye çağırıyoruz!

Bizi aileye hapsetmek isteyenlere, susup boyun eğmemizi isteyenlere, emeğimizi sömürenlere, bedenimizi denetleyip haklarımızı elimizden almak isteyenlere inat; etrafımıza çevrilen ablukayı dağıtmak için tüm kadınlarla illerde, ilçelerde, mahallelerde, iş yerlerinde ve kampüslerde yan yana geliyoruz. 

2025 Kabusu Kadınların Mücadelesi ile Bitecek, Yeni Bir Dönem Örgütlü Mücadele ile Başlayacak! 

AKP-MHP iktidarının 19 Mart’tan bu yana CHP’ye ve muhalif tüm kesimlere yaptığı sayısız operasyonla beraber; faşizmin kurumsallaşmasında her gün el yükselttiği, hukuku tamamen kendi çıkarları için kullandığı, bizi açlık sınırının altında bir yaşama mahkum ettiği, sabrımızın ve aklımızın sınırlarıyla oynadığı, bir dönemi yaşıyoruz.

İktidarın fail erkekleri her gün cezasızlıkla ödüllendirdiğini, “aile yılı” adı altında kadınları aile-ev-bakım emeği döngüsüne hapsetmeye çalıştığını; yoksulluğa, açlığa, esnek çalışmaya mahkum olmamızı istediğini görüyoruz. Ataerkinin öz kardeşi kapitalizm için bu bilinçli bir tercih, bir çıkar meselesi. Bu yüzden hem evde hem işte hem de kamusal alanda dört bir yanımızın kuşatılmış olduğunu hissediyoruz.

Fakat biz, meşruiyetini yitirmiş bir iktidarın; sermayenin, bir avuç zenginin ve erkek egemen düzenin çıkarlarını garantiye almak haricinde bizlere hiçbir şey sunmadığını yüksek sesle söylüyoruz. Erkek egemen kapitalist iktidar, devlet-kolluk işbirliği ile 2025 yılına adını faşist yöntemlerle yazdırıyor. Bu ülkede şarkı sözü gerekçesiyle tutuklanmak, kadın cinayetinden  tutuklanmaktan daha hızlı gerçekleşiyor. AKP-MHP iktidarı kendi iktidarını korumak, sermayenin kârına kâr katmak için erkekliği yüceltmek ve kadınları ikincilleştirmek için yemin etmiş durumda. İktidarlarını böyle sürdürebildiklerini ve başka şanslarının olmadığını biliyoruz.

Tıpkı bizim; “Böyle yönetilmek istemiyoruz!”, “Bu şekilde yaşamak istemiyoruz!” diyenlerin örgütlenmekten ve birbirimize kız kardeş sözü, dayanışma sözü vermekten başka şansımızın olmadığı gibi!

Erkek-devlet şiddeti ile aramızdan alınan kadınlar için öfkeliyiz, isyandayız. 2025’in ilk altı ayında en az 136 kadın cinayeti, 145 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Kadınların %65’i ev içinde ve en yakınları tarafından katledildi. Erkek egemen düzenin kadınların hayatını rakamlardan ibaret görmesini kabul etmediğimiz gibi hayatlarımızın yaşanmaya değer olduğunu birbirimize hatırlatıyor ve “Başka bir yaşam mümkün!” diyerek ataerkil kapitalist sömürü düzenine kafa tutuyoruz. 

Biz, ev kiralarımızı ödeyebilmek için kölelik koşullarında çalışmak zorunda kalırken; zenginler daha da zenginleşsin, sermaye servetini katlasın diye çocukları dahi işçileştiren devlet-sermaye ortaklığına karşı mücadele ediyoruz.

Diyanetin cuma hutbeleriyle ve meclis aracılığıyla kanunda yapılması planlanan değişikliklerle eşit miras hakkımıza yapılan saldırılara karşı çıkıyoruz. Boşanmaların arabuluculuk sistemi ile kolaylaştırıldığı iddia edilirken mal rejimine gelince kadınların haklarından vazgeçmeye zorlanmasına karşı çıkıyoruz. 

Yaşam tarzımızı, var oluşumuzu düşmanlaştırmalarına karşı susmuyor, sesimizi kısmalarına izin vermiyoruz. Sokaklarda, gecelerde, meydanlarda olmaya devam ediyoruz.

Toprağa, dağa, suya, ormana talan edilecek yerler olarak bakmaktan başka hiçbir şey bilmeyen erkek egemen kapitalistlere Kurtderesi Mahallesi’nden, İkizköy’e her yerde direniyoruz.

Ve diyoruz ki:

Bu organize kötülüğe ve saldırılara karşı biz kadınların tek bir çıkış yolu var: Örgütlü mücadele! Bu yol; sesimizi, nefesimizi, öfkemizi ve tüm gücümüzü birleştirmekten geçiyor.

Çünkü örgütlenmek, gün içinde okuyup fısıltıyla karşı çıktığımız haksızlıklar karşısında birlikte sesimizi yükseltmemiz demek.

Örgütlenmek, birimizin başına bir şey geldiğinde “Yalnız değilsin, birlikteyiz!” diyebilmek demek.

Örgütlenmek, mücadelemiz sayesinde fail erkeklerin hak ettikleri cezayı almasını sağlamak demek.

Örgütlenmek, sadece haklarımızı savunmak için değil; birbirimize tutunmak, dayanışmayı büyütmek ve bu adaletsizliğin üstüne birlikte yürümek demek.

Örgütlenmek; evde, işte, sokakta, hayatın her alanında üzerimize yüklenen cinsiyetçi rollerin, sessiz kalmamız için kurulan baskının karşısında birlikte direnmek demek.

Etrafımıza çektikleri korku perdesini, yoksulluk duvarını ancak birbirimizden aldığımız güçle delip aşabiliriz.

Mor Dayanışma olarak; emeğimizin, bedenimizin, kimliğimizin özgür olduğu bir yaşam ancak örgütlü kadın mücadelesiyle mümkün diyoruz. Bu inançla ve kolektif iradeyle tüm kadınları sömürüsüz ve sınıfsız bir dünya için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

Bu kuşatmayı örgütlü mücadelemizle ve direnişin gücüyle dağıtacak, yarını hep birlikte kuracağız.


TR