HepsiJet Direnişinden Notlar - WhatsApp Image 2025 08 25 at 15.32.24

Temel yaşam giderlerimiz gittikçe pahalılaşırken çalışma saatlerimiz ve üretim artıyor, buna karşın ücretlerimiz gittikçe azalıyor. Sermaye için ucuz işgücü cenneti hâline gelen iş yerleri  devlet eliyle güçlendiriliyor. Birçok sektörde asgari ücret genel ücret haline getiriliyor. Şirketler rekor seviyelerdeki kâr oranlarını açıklarken bu kârlar öncelikle güvencesiz, sigortasız, yarı zamanlı ve düşük ücretlere çalıştırılan kadın, göçmen ve çocuk  emeğinden geliyor. Hepsiburada da kâr oranlarını en çok arttıran şirketlerden biri. Sadece  2024 yılının  ilk 9 ayında toplam satış hacimleri yüzde 90,4 artmış. Hepsiburada ve Hepsijet emek gücünün çoğunluğunu taşeronlaştıran, günlükçü çalışanlarla iş gücünü oluşturmaya çalışan, sendikal baskıların olduğu bir şirket. 28 Hepsijet işçisi, depodaki hijyenik olmayan yemekler ve kirli çalışma ortamı, sendikasızlaştırma, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin uygulanmaması, izin haklarının kullandırılmaması gibi çok çeşitli sorunlardan dolayı haklı fesih yoluyla işten ayrıldılar. Direnen işçilerin talepleri, içeride kalan haklarını almak ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi. Aslında aynı depoda şubat ayında, 4 kadın işçi yine benzer sebeplerden haklı fesihle işten ayrılıp direnişe geçtiklerinde, direnişlerinin 12. gününde haklarını alarak kazanmışlardı. Fakat o günden beri depodaki koşullarda hiçbir iyileştirme yapılmadı ve beş ay sonra yine aynı deponun önünde bu sefer 28 işçi aynı sebeplerden direnişe başladı. 

Yaklaşık bir aydır devam eden direnişi Mor Dayanışma olarak takip ettik ve mücadelelerine destek olduk. Direnişte olan birçok kadın var. Biz de kadınların iş yerindeki ve direnişteki deneyimlerini görünür kılmak ve mücadeleyi büyütmek için onlarla bir röportaj yaptık. Direniş halaylarla, türkülerle devam ederken direniş alanının karşısındaki, bizi sürekli misafir eden küçük kafede Tuba, Birgül, Nergis ve Amine ile yan yana geldik.

Tuba 4 yıldır eşi ile birlikte Hepsijet depoda çalışıyor. Üç çocuğu var ve kalabalık bir evi geçindiriyor. Geçim derdi ve borçlanma her aile gibi onların da içinde bulunduğu bir durum. Yıllardır bu yüzden çalıştığını ve işten çıkamadığını söylüyor.

Birgül ise yaklaşık bir yıldır Hepsijet deposunda çalışıyor. Günlükçü olarak girip altı ay sonra kadrolu olmuş. Aslında kendisinin alacağı yok ama çalışma arkadaşlarının haklarını alması için direndiğini söylüyor. Anne ve babası Van’da, o ise burada kardeşleriyle yaşıyor. Hem çalışıyor hem okuyor hem de eve bakıyor; evin temizliği, yemeği, alışverişi gibi işlere de yetişmeye çalışıyor. “Mesela gece vardiyasına gelmeden önce çamaşırları asmadan gelseydim çamaşırlar makinede bekler, kokardı. İşte böyle bir yorgunlukla işe geliyoruz fakat bize anlayış gösteren yok. Tüm hayatımız iş yerinden ibaret görülüyor, müşterilerin ihtiyaçları karşılansın, kargolar en yoğun dönemlerde bile bir şekilde gönderilsin istiyorlar. Bizim başka hiçbir yaşantımız yokmuş gibi davranıyorlar. Hâlbuki bizler insanız; bizlerin de özel bir hayatı, başka sorumlulukları var.

Nergis 2 senedir Hepsijet deposunda çalışıyor. Annesi ve kardeşiyle yaşadığını ve şu an annesiyle kendisinin de işsiz olduğunu belirtiyor. “İş yerinde çuval çekerken belimi incittim. Belimi incittiğimi diğer gün sabah işe gittiğimde fark ettim. Müdür yardımcısından belim ağrıdığı için beni iş yükünün biraz daha hafif olduğu birime göndermesini istediğimde aldığım cevap ‘Hastaysan neden rapor almadın? Bugün idare et.’ oldu. Ama ben rapor alamazdım çünkü ev geçindiriyorum ve rapor alırsam primim ve günlük ücretim kesilecekti. Aynı gün belim yine çok kötü oldu, hastaneye gitmek istediğimi söyledim. Beni yük kamyonuyla tek başıma hastaneye gönderdiler. Hasta olduğumda yıllık iznimden kullanmak istediğimi bir gece önceden söyleyince ‘Bir hafta önceden neden haber vermedin?’ diyorlar. Peki, ben hastalanacağımı bir hafta önceden nasıl bileyim? Mesela cenaze durumlarında izin istediğimizde yine ‘Bir hafta önceden izin isteseydiniz.’ diyorlar, dalga geçer gibi.”

Amine 2,5 yıldır Hepsijet deposunda çalışıyor. Tek başına ev geçindirdiğini, bazen annesinin de destek olmak için ev temizliğine gittiğini ama ne kadar çalışırsa çalışsın yine de geçim derdi yaşadığını belirtiyor: “Artık mobbingi kaldıramıyorum. İş yerinde tuvalete gidip ağladığım zamanlar da oldu. Depoda giriş çıkışlarda özel güvenlik belgesi olmayan insanlara üstümüzü aratıyorlardı. İş yerinde sırt üstü yere çakıldım, beni hastaneye götürmediler, kendi imkânlarımla tedavi gördüm. Hastalansak da iş kazası geçirsek de diğer gün gelip çalışıyoruz çünkü eve ekmek götürmek zorundayız.”

Esenyurt bölgesi iş imkânları açısından nasıl bir bölge, depolardaki çalışma koşulları nasıl? Haklı fesih yoluyla işten ayrılmanıza sebep olan çalışma şartları neler?

Bölgede birçok büyük firmanın deposu var fakat çalışma koşullarının en kötü olduğu yer Hepsijet. Başka yerlerde çalışan arkadaşlarımız bizim maaşlarımızı duyunca çok şaşırıyorlar; buradaki maaşlar ve primler diğer yerlere göre çok düşük.

İş yerindeki sorunlar ise çalışma koşullarından özlük haklarına kadar çok geniş bir yelpazede sıralanabilir. Çalışma ortamı ve yemeklerde hijyen sorunu çok fazla. Bizlere verilen iş giysileri yeterince temizlenmemiş oluyor, işyeri iyi temizlenmiyor; bu yüzden birçok kez uyuz vakası yaşandı. İş görüşmesinde en fazla 15 kiloluk koliler olduğu söylenmesine rağmen 50-60 kiloluk kedi maması, yürüme bandı gibi ürünleri ve çuvalları taşıdığımız oluyor. Bu ağır kolilerden dolayı boyun ve bel fıtığı işçiler arasında çok yaygın bir hastalık. Elimiz kesilse koli bandıyla bantlıyoruz çünkü ilk yardım seti bile yok. Yani, hiçbir iş sağlığı ve güvenliği önlemi alınmıyor. Yazları aşırı sıcaklarda, kışları ise aşırı soğukta çalışıyoruz; herhangi bir havalandırma veya ısıtma sağlanmıyor.

Kadınlar için çalışma şartları ve özlük haklarınız nasıldı?

Regl olduğumuzda izin kullanamıyoruz. Hasta olduğumuz günlerde bile bize en ağır kolileri taşıttırıyorlar. Ağır yük kaldırdığımız için farklı hastalıklara yakalanabiliyoruz. Yıllık izinlerimizi kullanmak istediğimizde yönetim hep sorun çıkarıyor. Hastalanıp rapor kullandığımız için primlerimiz kesiliyor. Zorunlu mesai ve pazar günleri zorla çalıştırma uygulanıyor. İş yerinde biz kadınları en çok rahatsız eden şeylerden biri ise küfürlü ve kaba konuşma ortamında çalışmak. Bu konudaki rahatsızlıklarımızı yönetime bildirdiğimizde bir çözüm üretilmedi. Yaşadığımız birçok mobbing de var, yönetimle yaşadığınız küçük problemlerde ceza verir gibi en zor bölümlerde çalışmaya gönderiliyoruz. En küçük hatalarımızda bağırılıp hakarete uğradığımız zamanlar da oldu.

Direniş başladığından beri içerideki çalışan işçilere de sesleniyorsunuz. Çalışmaya devam eden arkadaşlarınızın bu direnişe tepkileri nasıl oldu?

Zaten içeride kadrolu ve eski çalışan çok kalmadı, birçoğu direnişte. Birçok arkadaşımız ev geçindiriyor, çocuk okutuyor, kira ödüyorlar, borçları var. Bu şartlardan dolayı direnişe katılamıyorlar ama katılamasalar bile yüreklerinin bizimle olduğunu biliyoruz.

Direniş henüz çok yeni olmasına rağmen kararlı bir şekilde de devam ediyor. Oldukça ses getirdi; birçok yerde haber yapıldı, mecliste de gündeme geldi. Direnişinize Hepsijet yönetiminden nasıl bir tepki geldi? Sizinle iletişime geçtiler mi?

Sadece şu söylediler: “Siz bizim işçimiz değilsiniz, taşeron firmadan geldiniz, haklarınızı TRV’den alın, bizim size vereceğimiz yok.” Ayrıca “Haklarınızı versek bile süründürerek vereceğiz.” demişler. Bunu da bizim haklı olduğumuzu bilerek söylediklerini biliyoruz.

Şubat ayında aynı depoda yine haklı fesihle 4 kadın işçi de işten ayrıldı ve direnişle haklarını aldılar. Sizden önceki bu deneyim bugünkü mücadeleyi nasıl etkiledi?

Biz dört kadın arkadaşımızdan çok ilham aldık. Onlar kazandığı için biz de böyle bir işe kalkıştık. O zaman katılamadık çünkü tam da şu an içerideki arkadaşlarımızın düşündüğü gibi düşünüyorduk. Fakat 5 ay geçmeden bu sefer biz direnişe geçtik. Şu an içeride kötü koşullarda çalışan arkadaşlarımıza da ilham olmaya çalışıyoruz.

İlerleyen süreçlerde direnişi nasıl yürütmeyi planlıyorsunuz?

Şu an Hadımköy, Kıraç, Kuzuyolu depolarını teker teker gezdik. Hepsijet Genel Müdürlükleri ve kamusal alanlarda, meydanlarda direnişimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Özellikle kadınların tacize ve mobbinge karşı seslerini çıkarması gerek, yoksa ezilmeye devam edecekler. Bu aile içinde de böyle, sesini çıkarmayanı daha çok eziyorlar. Bizler direnişimize de iş dışındaki hayatlarımızda da birbirini tanıyan, kollayan, örgütlü, haklarını bilen, ayaklarının üzerine sağlam basan kadınlar olarak devam edeceğiz. Haklarımızı alana, içerideki çalışma koşulları düzeltilene kadar mücadele vereceğiz. Yüreği emekçiler için atan herkesi de desteğe çağırıyoruz.

https://open.spotify.com/episode/4l90kTqevSLwvw18Wsux0a?si=f67c8bce0798419d

TR