Yaklaşık iki ay süren Kolektif Pankart Örme Atölyemizi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yürüyüşünde birlikte taşıdığımız pankartla tamamladık. Atölyenin ilk haftalarında temel tığ ve örgü tekniklerini öğrendik. Daha önce hiç örgü örmemiş olanlar da, yıllardır eline tığ almamış olanlar da aynı masanın etrafında buluştu. Birlikte hata yaptık, söktük, yeniden ördük, birbirimizden öğrenerek ilerledik.

Ancak bu atölyenin taşıdığı anlam, teknik öğrenmenin çok ötesindeydi: Temel amacımız, kadın emeğinin görünmezliğine karşı bir hat kurmak ve bu emeği 8 Mart alanına taşımaktı. Yüzyıllar boyunca kadınların üretimi ev içiyle sınırlandırıldı; örgü, dikiş ve benzeri pratikler çoğu zaman değersizleştirildi. Oysa bu pratikler sabır, bilgi, yaratıcılık ve emek gerektiren güçlü bir kültürel üretim alanı oluşturmuştur. Örgü aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgi olmuştur: Çocukluğumuzdan hatırlarız, çevremizdeki kadınlar bir araya gelip ölçüler alır, ilmekler atar, örnek motiflerini birbirleriyle paylaşırdı.

Bu birikim zamanla feminist kadınlar tarafından sahiplenildi ve politik bir eylem aracına dönüştürüldü. Uzun yıllar boyunca kapalı kapıların ardında gerçekleştirilen örgü sanatı, kadınların seslerini duyurdukları sokaklara ve meydanlara taşındı.
Biz de bu izi sürdürmek için atölyemizde bir araya geldik. Atölye boyunca bir motifi tamamlamak için gereken zamanı, dikkati ve sabrı deneyimledikçe, kadınların kuşaklar boyunca taşıdığı bu birikime başka bir gözle bakmaya başladık. Bu kez ilmekleri ev içi roller için değil; özgürlük, eşitlik ve dayanışma için attık.

Sürecin sonunda yüzlerce motif bir araya gelerek kolektif pankartımıza dönüştü. 8 Mart’ta pankartı omuz omuza taşırken kadın emeğinin görünmez kılınmasına karşı üretilmiş ortak bir sözü de taşıyorduk. Pankartı açıp birlikte taşımaya başladığımız o ilk anda hissettiğimiz güç, gurur ve mutluluk hafızamızda uzun süre yer edecek.
Sürecin sonunda yüzlerce motif bir araya gelerek kolektif pankartımıza dönüştü. 8 Mart’ta pankartı omuz omuza taşırken kadın emeğinin görünmez kılınmasına karşı üretilmiş ortak bir sözü de taşıyorduk. Pankartı açıp birlikte taşımaya başladığımız o ilk anda hissettiğimiz güç, gurur ve mutluluk hafızamızda uzun süre yer edecek.
Bu deneyim bize kolektif mücadelenin kendisini de hatırlattı: Bir pankart tek bir motiften oluşmadığı gibi, dayanışma da tek bir kişinin emeğiyle kurulmuyor. Bazen söküyor, yeniden başlıyor, eksik kalan yerleri birlikte tamamlıyoruz. Ortaya çıkan bütün, tek tek parçaların toplamından daha büyük bir anlam taşıyor. Tıpkı mücadelemizin ve dayanışmamızın kendisi gibi.
- Geleneksel olarak özel alanla ve kadın emeğiyle ilişkilendirilen örgünün kamusal alana taşındığı feminist yarn bombing çalışmalarından biri.
Fotoğraf/kaynak: Yadira Gonzalez, “Fiber Artists Mobilize Their Communities With a Little Activism and a Lot of Yarn”. ↩︎






