Öğretmenlerin Ankara Eylemi ve Süresiz Açlık Grevi - ogretmen sendika

12 yıldır çeşitli kurumlarda çalışmış bir öğretmen olarak özel sektörde eğitimin ve öğretmenlerin durumunu anlatmaya çalışmak için nereden başlayacağıma karar veremiyorum. Yıllarca da karar veremedim aslında. Kendi içimizde, öğretmenler odalarında konuştuğumuz binbir türlü hak ihlalini hep kişisel olarak çözmeye çalıştık. Yaşamak için, en temel haklarımız için nelerle karşılaşmadık ki?.. Sonra bir sendika hepimize umut oldu. Bu yazının çerçevesini elimden geldiğince Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın son Ankara eylemi ile sınırlandırmaya çalışacağım.

Patronların Öcü

Şimdi 5 yaşında olan sendikamızın 14 Haziran’da Ankara’ya gidişi elbette ilk değildi. Yıllarca ve defalarca o yolu arşınlayan öğretmen arkadaşlarım, taleplerimizi defalarca ilgili kurum ve kişilere iletti. Peki, nedir bu talepler? 8.6.1965 tarih ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 33. maddesinde, “özel okullarda müdür, diğer yönetici ve öğretmenlere, dengi resmi okullarda uygulanan asgari başlangıç maaş veya ders saati ücretinden az ücret verilemez” deniyordu. Bu kanun 8.2.2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun kabulüyle yürürlükten kaldırıldı. Yeni kanunda, yapılan bazı değişikliklere rağmen öğretmenlerin taban maaş hakkına dokunulmadı. 2014 yılında eğitim kurumu patronlarının isteği ve Meclis’teki yasa yapıcılarının kararıyla, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 9. madde 2. fıkrasında yer alan taban maaş hakkı iptal edildi.1 2014 yılı özel sektörde çalışan öğretmenler için “patronların öcü”nün2 başladığı yıl diyebiliriz belki de. Biz, bu hakkın elimizden alınmasına karşı yola çıktık. Bu yasanın yeniden yürürlüğe girmesi, yaşamsal bir gereklilik. Çünkü asgari ücret ve altına; mobbing, yoğun çalışma, belirli süreli iş sözleşmeleri ve türlü türlü angarya ile güvencesiz bir şekilde hayatta kalmaya çalışıyoruz. 

Tek talebimiz bu olmasa da en öncelikli talebimiz bu hakkı yeniden kazanmak. Bu konu ile ilgili sendika temsilcilerimiz pek çok görüşme gerçekleştirdi. Tüm detayları şeffaf bir şekilde hem üyeleri hem de kamuoyuyla paylaştı. En son geldiğimiz noktada ise geçen yıl başlattığımız Büyük Öğretmen Yürüyüşü sonrası verilen sözlerle ilgili bir senedir karşılık bulamadık. Çalışma Bakanlığı tarafından3 31 Temmuz 2025’te yapılacağı resmî olarak iletilen bu davet, birkaç gün sonra ertelendi. Yeni tarih belirlenmesini beklememize ve talep etmemize rağmen tüm sorumlular derin bir sessizliğe gömülerek unutmamızı beklediler. Fakat biz unutmuyoruz, vazgeçmiyoruz! O toplantıya tüm bürokratlar, tüm patronlar, tüm yetkililer gelecek diyerek bir kere daha Ankara’ya yola çıktık.

Ayrıca Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu’ndaki 1611 öğretmen de benzer bir süreçle karşı karşıya bırakıldı. 2023 yılında mülakat komisyonlarının verdiği puanlar sebebiyle derece yapmasına rağmen kontenjan dışı kaldılar. Bu duruma karşı seslerini yükseltip defalarca Ankara yolunu tuttular ve hâlihazırda bu konuyla ilgili Meclis’e verilmiş bir kanun teklifi var.4 Kanun teklifinin geçmesi için de aslında çok zaman gerekmiyor fakat 1611 öğretmen 2 yıldır bunun mücadelesini veriyor. 

Bir Öğretmene Kaç Polis, Bir Patrona Kaç Bürokrat Düşer?

14 Haziran Pazar günü Güvenpark’ta yaşadığımız şey, tam anlamıyla bir işkenceydi. Aile 10 Yılı ilan edilmiş bir ülkede ailelerimiz ve küçük çocuklar ablukaya alındı. Zorla ablukadan çıkarıp annelerimizi ve çocukları kurtarmak için çabalarken pek çok arkadaşımız yaralandı. Polis  orantısız bir şiddet uygulayarak onlarca arkadaşımızı gözaltına aldı ve en doğal hakkımız olan Milli Eğitim Bakanlığı önüne gidip taleplerimizi hatırlatmamızı engelledi. Pes etmedik, kalanlar olarak arkadaşlarımızı gözaltından almak için bir araya geldik ve sesimizi herkese duyurduk. Gün boyunca direndik, akşam olunca ise bir kısmımız mesailerine yetişmek için şehirlerine dönmek zorunda kaldı. Sanki bir gün önce erkek-devlet şiddetine maruz kalmamış gibi derslerine girdiler. Geri dönmek zorunda kalanlardan biri de bendim ve direnişin İstanbul ayağında Kadıköy ve Avcılar’da da sözümüzü yaymaya devam ettim. Ertesi gün kalan arkadaşlarımız tekrar Kurtuluş Parkı’nda toplanmak, açıklama yapmak istedi. Polis otelden çıkan arkadaşlarımızı ablukaya aldı, Kurtuluş Parkı’na gidişlerine izin vermedi. Kurtuluş Parkı’nda ise yine aynı şiddet görüntüleri bu sefer dozu artarak yaşandı ve Genel Başkanımızı, Yürütme Kurulu Üyelerimizi, temsilcilerimizi, dost sendika temsilcilerini ve mülakat mağduru öğretmenleri işkence ile gözaltına aldılar. “Bizim açlığımızdan başka kaybedecek bir şeyimiz kalmadı!” diyerek direnişimize açlık grevi sürecimizi de dahil ettik. Öğretmen arkadaşlarımızın bir kısmı 15 Haziran’dan bu yana açlık grevinde.

En temel haklarımız günlerdir engelleniyor. Öğretmenler şunu soruyor: Bütün bunları patronları korumak için mi yapıyorsunuz?

Korkumuz Yok, Hakkımızı Almadan Eve Dönüş Yok!

Buraya kadar aktardığım her şeyi, sorunu çözmede sorumluluğu olan herkes biliyor. Burada da muhataplarımızın isimlerinin bir kısmını tekrar yazmak istiyorum: Yusuf Tekin, Vedat Işıkhan, Ayşen Gürcan, Fethullah Güner, Nazım Maviş, Filiz Kılıç, Abdullah Güler… 

Bu isimleri sorumluluk almaya davet etmek için geldiğimiz Ankara’dan görüşme yapmadan ayrılmaya niyetimiz yok. Polis şiddetiyle en makul taleplerimizi dile getirmemiz engellendiği için Ankara’da direnişe devam eden arkadaşlarımızın, görüşmeler yapılana ve sorunlarımız çözülene kadar süresiz açlık grevi yapmaktan başka çareleri kalmadı. Unutmayacağız, vazgeçmeyeceğiz, haklarımızı alacağız!

Not: Ben bu satırları yazdığımda Meclis’e verilen araştırma önergesi oy çokluğuyla reddediliyordu.5

Mor Dayanışma üyemiz Gülşen Esen tekrar Ankara’ya döndüğü için buradan sonraki kısmı alandan bize aktardıklarından derledik. 

Bu sert saldırılardan sonra ben de hemen Ankara’ya döndüm. Varır varmaz ilk şahit olduğum şey, fenalaşan bir arkadaşımızın ambulansla hastaneye kaldırılması oldu. Burada direnişimizin her günü değil; neredeyse her saati ve dakikası yoğun, hızlı ve planlı geçiyor. Burada olmak İstanbul’da olmaktan epey farklı. Çünkü İstanbul’da sürekli sosyal medyadan takip etmeye çalışmak, arkadaşlarımın ne durumda olduğunu anlamaya çalışmak daha yorucuydu. Ama burada olmak daha motive edici. Çünkü arkadaşlarımın yanındayım, onlara dokunabiliyorum, ne durumda olduklarını görebiliyorum ve kolektif iradeye ben de güç veriyorum. En son 21 Haziran günü ve gecesi burada yaşananlar, tarif edilemez boyuttaydı. Bu sefer portakal gazı ile şiddetin birleştiği bir işkence yaşadık. Ambulansa yönlendirdiğimiz arkadaşlarımız gözaltına alındı. Bu yüzden bazı arkadaşlarımıza sendika binamızda desteğe gelen doktorlar müdahale ettiler. Açlık grevinde olan arkadaşlarımızın değerlerinde bozulmalar yaşandı. Tüm bu şiddete rağmen, ne kadar yorulmuş olsak da ertesi gün yine sendika önünde bir araya geldik. Yaşananları elbette unutmayacağız ama bu yaşananların bizi yıldırmasına da müsaade edecek değiliz. Özel sektör eğitim kurumlarında yıllardır türlü türlü emek sömürüsü ve hukuksuzluğa direndik, şerbetliyiz de bir yandan. 

“İyi misin?”

Burada birbirimizi kolluyoruz ve birbirimizi tuvalet sırasında, mutfakta, sendika önünde vs. gördüğümüzde hep bu soruyu soruyoruz: “İyi misin?” Sanırım burada en çok duyduğum cümle bu. Açlık grevinde olan arkadaşların sağlık durumunu da yakından takip ediyoruz. Taleplerimiz çok güçlü, meşru ve artık yaşam hakkımızı da tehdit eder boyuta ulaşmış durumda. Dile getirdiğimiz hiçbir şey sahada, eğitim kurumlarında yaşanmayan şeyler değil. Bizim haklılığımız karşısında söyleyecek sözleri yoksa tüm sorumlular, derhal oturdukları koltukları terk etsinler. Şiddetle bu sorunları bastıramazsınız ve görmezden gelemezsiniz.

Tekrar sesleniyoruz:

Taban maaş hakkımız! 

  1. Hasan Aydın, “Özel Sektör Öğretmenlerinin Taban Maaş Mücadelesi,Kısa Dalga, 21 Eylül 2025. ↩︎
  2. Bunu bir edebiyat öğretmeni olarak; yazar, öğretmen ve sendikacı Fakir Baykurt’tan esinlenerek yazmaktan onur duyuyorum. ↩︎
  3. Öğretmen Sendikası, “Taban maaş nöbeti / öğretmenler Ankara’da,” LinkedIn paylaşımı, erişim: 23 Haziran 2026. ↩︎
  4. Haber Merkezi, “Bahçeli Çağrı Yapmıştı: MHP’den Mülakat Mağduru Öğretmenler İçin Kanun Teklifi,” BirGün, 13 Mart 2026. ↩︎
  5. ANKA, “Öğretmenlerin Sorunları Meclis Gündeminde: CHP’nin Araştırma Önergesi Reddedildi,” Cumhuriyet, 16 Haziran 2026. ↩︎


EN