Mor Dayanışma 9. Yaz Kadın Kampı’nı geride bıraktık. ”Mücadelenin Dalgasına Kapılma Zamanı” diyerek örgütlediğimiz kampımızı bu yıl 3 ayrı bölgede gerçekleştirdik.
Beklenen yaz kadın kampı geldi: Güney Kampımız 29-30-31 Ağustos’ta Hatay/Arsuz’da gerçekleşti. Eş zamanlı atölyelerden yüzmeye, kadın dayanışmamız ve örgütlenme tartışmalarımızdan film gösterimine kadar her şey feminist mücadelemize dahil!
Kampımızın ilk gününde Adana, Mersin, Hatay, Urfa, Adıyaman ve Antep’ten gelen kadınlarla açık havada ‘Mukadderat’ filmini izledik. Filmi, kocasını kaybetmiş bir kadının yalnızlığı ve hayata nasıl tutunacağı noktasında “toplumsal cinsiyet normlarını” eleştirerek verdiği için seçmiştik. Motivasyonsuzluğu, umutsuzluğu değil, kendi başına hayatta kalabileceği ve hayat yolunu bir erkeğin gölgesinde değil, kendi yolunu inşa edebileceğini anlattığı için tercih etmiştik. Bir buçuk saat süren filmde kadınlar kendi yaşamlarından birer parça buldu. Nitekim kadınlar filmi izlerken “aslında hepimizin hayatlarından birer parça” olduğunu, “ne kadar da birbirimize benzediğimizi”, “kişiler farklı olsa da hikâyelerimizin benzer” olduğunu vurguladı. Değerlendirmelerimize başladığımızda ise tıpkı izlerken olduğu gibi kadınlar pür dikkat birbirini dinliyordu: “Tıpkı kendi hayatlarımızdan bir kesit”, “Ne kadar da benzer hikâyeler, kişiler farklı ama hikâyelerimiz aynı”, “Kendimi gördüm” gibi sözler alındı. Tartışmalarda toplumsal cinsiyet, yaş ve algılar, kendi deneyimlerimiz, kadın dayanışması ve örgütlenme üzerine konuşuldu.
Kampımızın ikinci gününe sabah sporu ve yoga ile başladık. Ardından kadınlar birbiriyle iletişim kurarak, tanışarak, kaynaşarak güne başlamanın heyecanı ile açılış konuşması ve tanışma oyunlarında bir araya geldi. İktidarın “aile yılı” ilan ettiği bu dönemde eğitimden sağlığa, hukuktan toplumsal yaşama kadar her alanda kadınlara karşı türlü baskılara karşı kadınlar, bu açılış çemberinde “Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz” sloganı etrafında bir aradaydı. Tanışma çemberlerinde kadınlar bir kez daha dayanışmanın, bir arada olmanın, mücadelenin ve örgütlülüğün inancı ile bir aradaydı.
Ardından “Aile Yılı Değil, Emek ve Beden Sömürüsü” panelimizde bir aradaydık. 2025 yılının başında önümüzdeki 10 yıl aile yılı ilan edildi. İktidarın neden bu 10 yılı aile yılı olarak ilan ettiğini ve bunun biz kadınların hayatına nasıl yansıdığını tartıştık. Panelimizde içinde bulunduğumuz durumu anlamlandırdık, tarifledik; bu saldırılara karşı mücadele yöntemlerini ve sosyalist feminist mücadelemizi hep beraber nasıl güçlendirebileceğimizi konuştuk. Mahalle meclislerimizden, mahalle komitelerimize, derneklerimizden komisyonlarımıza kadar illerimizde neler yapacağız hep beraber tartıştık. Mücadele ajandamızı beraber çıkardık.
İkinci günün akşamında feminist bilgi yarışması ve 80’ler 90’lar eğlence gecemizde bir aradaydık. Kadınların birbiriyle rekabet halinde olduğunu “Kadın kadının kurdudur” şeklinde ifade eden toplumsal normlara karşı, dayanışmamızı ve birbirimizin “yurdu” olduğumuzu gösterdiğimiz bilgi yarışmamızı gerçekleştirdik. Beraber öğrendik, beraber eğlendik. Kadınların sahneden indirilmeye çalışıldığı bu düzende, kampta sahne kadınlarındı.
Kampımızın son gününde sabah sporu ve yoga ile başlayıp ardından ise “Düştük Kalktık, Gülüştük: Depresyon (Dayanışma Çemberi)”, “Hukuk Kimin Hukuku?”, “Kendimize Ait Bir Yazarlık” ve “Taşın Tozundan, Dayanışmanın Gücüne” atölyelerimizde bir araya geldik. Atölyelerimizde komisyonlarımızda, derneklerimizde ve mahallelerimizde neler yapacağımıza dair tartışmalar yaptık.
Kampımızda yürüttüğümüz politik tartışmalar sayesinde, kadın dayanışmamızın ve feminist mücadelemizin gücünü hissederek evlerimize ve iş yerlerimize döndüğümüzde, kadın düşmanlarına karşı örgütlü mücadelemizi nasıl yükselteceğimizi netleştirdik.
Sorunları, çözüm önerilerini beraber konuşup tartıştığımız kampımızı mücadelenin içinde inşa ediyoruz. Bizler, her alanda kadın cinayetlerinin hesabını da bedenimize ve haklarımıza yönelen saldırıların hesabını da sormaya devam edeceğiz.
Kampa giderken de dönerken de heyecanımız, isyanımız ve inadımız birbirimizden aldığımız güçle arttı. Neşe ve isyan ile ördüğümüz kampımızda deneyimimizi beraber biriktirdik, birbirimizden güç aldık, acı kahvemizi beraber içtik.
Dönüş yoluna geçmeden önce çekilen videomuzda da söylediğimiz gibi:
“Kadınlar Yürüyor, Mücadele Büyüyor”
“Yaşasın Sosyalist Feminist Mücadelemiz”






