Bu sene 9. kez düzenlenen Mor Dayanışma Yaz Kampı’ndaydık. Marmara Bölgesi’nden kadınlar ve lubunyalarla yediden yetmişe buluştuk, kâh memleketin halini tartıştık kâh bağımsızlığın hayatımızdaki yerini ele aldık. E tabii dans ettik, şarkılar söyledik, ortak üretim yaptığımız atölyelerle kolajlar yaptık, yüzdük ve dalgaya kapıldık. Ancak bu dalga öyle savuran cinsten değildi; kenetledi, örgütledi ve mücadeleyi büyüttü.
Üç günlük şu kısa kamp içinde kurduğumuz dünyanın zenginliği, kurduğumuz ilişkilerin sahiciliği, samimiyetimiz, birbirimizi cesaretlendirişimiz; patriyarkal kodların dışına çıkıp kurmak istediğimiz dünyanın kapısını araladığımızı hissettirdi.
Kadının emeğini ve bedenini sömüren patriyarkal kapitalizme karşı direnişimiz ve mücadelemizle verdiğimiz cevap tabii ki dayanışma ve isyan oldu. Hep birlikte isyanımızın sesini yükselttik, kendi özgürleşme hikayelerimizi anlatırken bir zinciri daha koparttık içimizde. Bağımsızlığımıza biraz daha yaklaştık, yaklaştıkça yeni ketlenmeleri de gördük zaman zaman. Doğal olduğunu düşündüğümüz şeyleri yeniden sorgularken yerine çoktan dayanışmayı koymuştuk. İnandırılmaya çalıştığımız inşa edilen kadınlığı bir kenara bıraktık, bizi kuşatan, ne istediğimizi dahi düşünmeden bir ömür geçirmemizi dayatan çemberlerin aşıp “ya ben ne istiyorum”u konuştuk. Bağımsızlığı konuştuk, kendi sesimizi duymayı hatırladık. Bireysel bir yaşamın var olmanın tek yoluymuş gibi sunulduğu şu günlerde rekabetin yerini çoktan dayanışma almıştı. Emeğimizle inşa ettiğimiz dünyanın bize düşman olan çarklarını teşhir ederken hissettiğimiz umutsuzluk olmadı, hep birlikte bize dayatılan mümkünleri alaşağı edip kendi gerçeklerimize mücadelenin umuduyla baktık.
Tüketime dayalı buluşmaların yerini, ortak yaratım alanları, göz göze baktığımız sohbetler aldı. Sistemin dışında bir alanda gerçekten birbirimize vakit ayırabildiğimizde nasıl da güçlendiğimizi gördük. Sürekli gözler üzerimizde, denetlendiğimiz, patriyarka tarafından düzenlenmiş alanlardan sahneye çıktık. Bize bakan gözlerin bizi yargılayan değil de cesaretlendiren, heyecanlı bakışlar olması kuracağımız dünyayı yeniden yeniden hatırlattı. “Birbirimizin çaresiyiz hepimiz!” dedik. Bizi ayrıştıran, sömüren, baskılayan düzene karşı sosyalist feminist mücadelenin kuracağı ortaklaşa dünyanın küçük nüvelerini hissetmek bile şu anın belirlenmiş ilişkilerine cevap, eve hapsedilmeye çalışılan kadının o evden her zaman taşacağına kanıt oldu.
İlmek ilmek emeğimizle kurduğumuz bu dünyanın “aile yılı” kisvesi altında ne kadınları sisteme işçi üreten, ev içi görünmeyen emeği sabit, ucuz işçilere dönüştürmesine izin vereceğiz ne de farklı tahakküm araçlarıyla kazanılmış haklarımıza saldırılarınıza boyun eğeceğiz. Yediden yetmişe mahalle mahalle, sokak sokak örgütlü mücadelemizi büyütüp kamplarda, sokaklarda, eylemlerde, iş yerlerinde, atölyelerde, grevlerde yine en önde saf tutup birbirimizden aldığımız güçle kenetlenip kurduğunuz düzeni başınıza yıkacağız.






