Mor Dayanışma 9. Yaz Ege Bölgesi Kadın Kampımız Nasıl Geçti?



Mor Dayanışma 9. Yaz Ege Bölgesi Kadın Kampımız Nasıl Geçti? - signal 2025 09 19 190659

Mor Dayanışma olarak bu yıl 9. Yaz Kadın Kampımızın Ege ayağını “Mücadelenin Dalgasına Kapılma Zamanı” şiarı ile bir araya gelerek 2-3 Ağustos’ta İzmir, Ürkmez’de gerçekleştirdik.

Patriyarkal kapitalist sistemin dayattığı yoksulluk ve tüm maddi yetersizliklere rağmen kadın mücadelemizin bayrağını yükseltmek için evlerden, fabrikalardan, atölyelerden çıkıp İzmir ve çevre illerden gelen kadınlarla buluştuk. Sorunlarımızı konuşup, “Aile Yılı” adı altında artan kadın düşmanı politikalara ve hukuksuzluklara karşı her zamankinden daha fazla örgütlü mücadeleye ihtiyacımız olduğunu gördük.

Çeşitli eş zamanlı atölyelerle bir araya geldik. Kadınlar olarak dayanışmamızın geliştiği, deneyimlerimizi paylaştığımız ve örgütlü mücadelemizde yeni mücadele yöntemleri ile çıkış yollarını konuştuğumuz dolu dolu iki gün geçirdik.

Daha önce kamp deneyimi olmayan biri olarak ilk defa feminist kampa katılmanın heyecanıyla neler yaptığımızı ve deneyimlerimi paylaşmak istedim. Her ne kadar dayanışmamıza ve kadınların arasında olmanın rahatlığına güvensem de iki günün nasıl geçeceğine dair endişelerim vardı. Ama her etkinlikte olduğu gibi bir araya gelmenin verdiği güçle bu endişelerim yerini sımsıcak hislere bıraktı. 

Kız kardeşlik bağlarımızı pekiştiren tanışma oyunları ile kampa başladık. Aylardır Gaziemir Serbest Bölge’de direnişte olan Digel Tekstil işçilerinin sözüyle ve yine bir yıldır Karşıyaka Belediyesi’nde mücadele içinde olan işçilerin sloganlarıyla devam ettik. Özellikle bugünün sömürü, baskı ve korku ikliminde direnen kadınların hikayelerini dinlemek mücadelemize olan inancımı ve umudumu bir kez daha pekiştirdi. 

Mor Dayanışma üyesi avukat arkadaşlarımızdan hukukun ne anlama geldiği ve yasaların nasıl ortaya çıktığından başladığımız çok temel ve aydınlatıcı bir “Hukuk, Kimin Hukuku?” atölyesi gerçekleştirdik. Haklarını bilen bir insan olduğumu düşünürken bu atölye sayesinde hukukun kimin çıkarına kullanıldığı ve kadınlara karşı yürütülen politikalarda hukukun, ataerkil ideolojinin yeniden inşası için nasıl araçsallaştırıldığının farkına vardım. 

Hem dünyada hem Türkiye’de kadın hakları mücadelelerini tartıştık. Özellikle son zamanlarda gündemde olan miras ve nafaka hakkı mücadelesini tarihsel bir açıdan ele aldık. Patriyarkanın sömürü düzeninde “eşit işe eşit ücret” diyerek emekleri ve sendikal hakları için mücadele eden kadınlar olarak deneyimlerimizi paylaştık. Sanıldığının aksine, bize altın tepside sunulmayan oy kullanma hakkı için verdiğimiz mücadelenin geçmişini öğrendik. Kutsal aile söylemleri ile çocuk yapmayı bir nevi “vatani görev” olarak tanımlayan aile politikalarına karşı kürtaj hakkımız için yapılan eylemleri ve mücadele zeminlerini konuştuk.

İstanbul Sözleşmesi’nin kadın ve LGBTİ+’lar için önemine değindik. 6284 kapsamında yasada yazılanların uygulamasında nelerle karşılaştığımızı, bu süreçte yaşadığımız sorunları ve izleyebileceğimiz yöntemleri öğrendik.

Feminist teoriyle pratiği bir araya getirdiğimiz kampımıza eş zamanlı atölyeler ile devam ettik. Fotoğraf atölyesi ile birlikte bize öğretilen bakma/görme biçimlerini sorgulayarak kadrajlarımızı feminist bir bakış açısına nasıl çevirebileceğimizi konuştuk. 

Emek atölyesi ile kadınlar olarak hayatın her alanında olan fakat görünmeyen emeğimiz üzerine tartıştık. Kadınların doğasında var kabul edilen yemek, temizlik, bulaşık gibi ev işleri ile aile üyelerinin bakım yükünün aslında kadının erkeğe bağımlı kılınması için patriyarkal sömürü düzeni tarafından nasıl kullanıldığının bir kez daha farkına vardık. Kampımıza katılan Karşıyaka Belediyesi işçileri ve Digel Tekstil işçilerinin direniş hikayeleri ile birlikte direnen kadınların mücadelesinden güç alarak kadın dayanışması ile sınıf dayanışması zeminlerini kesiştirerek dayanışmayı nasıl büyütebileceğimizi konuştuk.

İktidarın günden güne artan baskıcı beden ve sağlık politikalarına karşı mücadele yollarını cinsel sağlık atölyesinde tartıştık. Sağlığı sadece bedensel değil, politik bir mesele olarak ele aldığımız atölyede biz kadınların sistem içinde nasıl görünmez kılındığımızı, sağlığın nasıl metalaştığını konuştuk.

Feminist yöntem atölyesinde feminist ilkelerimizin nereden geldiğini, bugünün dünyasında ve deneyimlerinde nasıl yer bulduğunu, pratiği teoriyle güçlendirip nasıl yapmalı sorularını  tartıştık. Feminist bir yaşam sürebilmek için yaşayan feminist ilkelerimiz üzerine sohbet ettik.

Şiddetsiz iletişim atölyesinde iletişimi kişisel değil, politik bir mesele olarak ele aldık. Patriyarkal düzenin diline rağmen şiddetsiz, feminist bir dilin nasıl kurulabileceğini birlikte öğrenmeye çalıştık.

Mor Dayanışma’nın kurucu üyesi aynı zamanda da DEM Parti Milletvekili Perihan KOCA’nın katılımıyla “Aile Yılı” panelimizi düzenledik. Panelde, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığının yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulması ile başlayan “kutsal aile” politikaları sürecini ve “Aile Yılı”nın hedeflediklerinin neler olduğunu ve kadın hareketinin kazanımlarını nasıl etkileyeceğini konuştuk. İçinde bulunduğu kriz yüzünden ucuz ve genç dinamik iş gücüne ihtiyaç duyan kapitalist düzenin kadınlara ve çocuklara reva gördüğü bu sömürü düzenine karşı sosyalist feminist mücadelemizi nasıl büyüteceğimizi tartıştık.

Bilgi dolu tartışmalarla geçen atölyelerimizin yanında eğlenmeyi de unutmadık. 80’ler-90’lar karaoke partisi ile kurtlarımızı döktük. Atölyeler arasında yüzerek ve oyunlar oynayarak denizin keyfini çıkardık. “Kadınlar Barıştan Yana” pankartımızı boyayarak dayanışmanın ve ortak üretimin gücüyle savaşa karşı sesimizi yükselttik. Eş zamanlı atölyelerin hepsine katılamadığımız için kamp sonu deneyimlerimizi aktardığımız toplantımızla ve birbirimize yazdığımız notlarla feminist kamp deneyimimizi paylaşıp kız kardeşlik ve dayanışma ruhumuzu güçlendirdik. Kampımızda biriktirdiğimiz politik tartışmalar ile iktidarın faşist, cinsiyetçi ve ayrımcı politikalarına karşı direnişi büyüttük. 

Eşitlik ve özgürlük mücadelesinden taviz vermeyen kadınlar olarak, geceleri de sokakları da terk etmeyeceğiz! 

Yaşasın sosyalist feminist mücadelemiz!


EN